Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün445
Bu ay6103
Toplam810517
"Çiftçiler ortak bir duruş sergileyemezlerse gıda egemenliğini kaybedecekler" PDF Yazdır E-posta

             Yeşilgazete Üzüm-Sen Genel Başkanı ile röportaj yaptı ve sitesinde yayınladı.Aşağıda www.yesilgazete.org adresinde yayınlanan röportajı okuyabilirsiniz.

Adnan Çobanoğlu: “Çiftçiler ortak bir duruş sergileyemezlerse gıda egemenliğini kaybedecekler”

             2000 yılında 255 bin ton olan kuru üzüm üretimi, 2010 yılında 315 bin tona çıktı. Ancak artan üretim, çiftçinin lehine değil hep aleyhine oluyor. Çiftçinin durumu her yıl biraz daha kötüleşiyor. Bu kısır döngüden çıkış yolu nedir ?

              Çiftçinin durumunun her yıl biraz daha kötüleşmesinin nedeni uygulanan tarım politikalarıdır. AB ve ABD, Türkiye’nin çiftçi nüfusunun azaltılmasını ve şirket tarımcılığının geliştirilmesini istiyor. Hükümetler de bu tavsiyelere uyuyor. Hal böyle olunca çiftçinin durumunda iyileşme beklemek pek mümkün olmuyor. Çiftçiler örgütlenip buna karşı durabilirse ve tercihlerini idam fermanlarını imzalayan politikacılar ve hükümetlerden değil, küçük çiftçileri koruyacak politikalar üretenlerden yana kullanabilirlerse bu kısır döngüden çıkılabilir. Tabii tüketicilerin de sağlıkları açısından plastikleşmiş yiyecekleri marketlerden almak yerine, yerel çiftçilerin ürettip pazara sunduğu ürünleri tüketmeyi bilinçli bir tercih haline getirebilmeleri gerekiyor.
             Sendikanız 2010′da kuru üzümün maliyetini 2,74 TL olarak açıkladı. 2011 için öngörünüz nedir?
              Sendikamız her yıl hasat döneminden önce rekolte, maliyet ve olması gereken referans fiyatı hesaplayarak açıklama yapar. Bu açıklamalar Ağustos sonu ve Eylül başlarında olur. 2010 yılında açıklamamızı Ağustos sonunda yapmıştık. Bu yıl da böyle bir hesaplama yapacağız elbet, ancak bu açıklama için henüz erken, çünkü bazı masraf kalemlerinin fiyatı henüz belli değil.  Örneğin kurutma için gerekli olan potasa fiyatı, kesici, kelterci, bandırmacı ücretleri, yazın meydana gelebilecek hastalıklar ve bu hastalıklarda kullanılacak ilaçlar, mevsim dışı doğa olayları ve bunların yaratacağı zarar vb.  bütün bunların maliyetinin rekolteye bölümü üzerinden bir hesap çıkartıp referans fiyat açıklaması yapıyoruz. O nedenle maliyet ve referans fiyatımız için ay sonuna kadar beklemek gerekiyor.
              Üzüm üreticileri kooperatifleşme yoluyla ürünlerine daha iyi fiyat alabilirler mi ?
              Kooperatifleşme önemli ama yeterli değil. Öncelikle kooperatifçilik yasasının demokratikleşmesi ve kooperatiflerin şeffaflaşması gerekir. Bu da yetmez, kooperatiflerin mali gücünün ve depolama, işleme ünitelerinin olması gerekir, ayrıca girdi maliyetlerini düşürücü çalışmalara da ihtiyaç var. Bütün bunlar da ciddi bir örgütlülüğü gerektiriyor. Neo-liberal tarım politikaları uygulayan hükümetler ise çiftçilerin örgütlenmesine engeller çıkarıyor. Var olan örgütlülüklerini de budayıp küçültmeye çalışıyor.
Biliyorsunuz üzüm üreticilerinin TARİŞ adında çok ciddi bir tarım satış kooperatifi birliği var. Bu birlik yıllarca hükümetlerin atadığı genel müdürler tarafından yönetildi, sonra da küçültülmesi için yasalar çıkartıldı, ekonomik faaliyetleri kısıtlandı, kredi olanakları zorlaştırıldı vb. Tüzüğündeki antidemokratik maddeler  yüzünden yeni üye alımları  donduruldu. Şu anda TARİŞ’de 45 yaşın altında üye bulmak mümkün değil. Genç çiftçi olmayınca sorunlar karşısında üyelerin refleksleri de zayıflıyor.
            Evde şarap yapımının yasaklanması, benzer biçimde evde beyaz peynir, kaşar, tarhana, salça yapan ve başta kadınlar olmak üzere eline üç beş kuruş geçen köylüyü zor durumda bıraktı. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?
            Evde şarap yapımının yasaklanması yeni veya AKP ile ortaya çıkan bir olgu değil. 1930’lu yıllardan beri yasak var. TEKEL’i korumak için çıkartılmış bu yasa, o zamanlar üreticilerin kendi tüketimleri için satmamak şartıyla 500 litreye kadar şarap yapmaları serbestmiş. Bu gün bu miktar 350 litreye düşürülmüş durumda ve tabiî ki satmamak ve üzüm üreticisi olmak koşuluyla. Diğer saydığınız ürünlere gelince; dünyanın her yerinde uluslararası gıda tekelleri kendilerine rakip olarak bu tür geleneksel ev yapımı ürünleri görüyor. Çeşitli (hastalık, sağlığa zararlı olmak vb.) bahanelerle satışını yasaklattırıyor, ruhsat almayı zorunlu kılıyor. Küçük çapta üretim yapanların ruhsat alma koşullarını zorlaştırarak, ruhsat almak için harcama yapmalarını olanaksız hale getiriyorlar. Kısacası dünyadaki tüm çiftçiler  neoliberal tarım politikalarına ortak bir duruş sergileyemezlerse gıda egemenliğini kaybedecekler.
                Özellikle Buzbağ şarabı ile meşhur Elazığ’da, muhafazakarların baskılarıyla pek çok bağın söküldüğüne dair haberler geliyor. Bu doğru mu ?
            Bağların sökülmesi sadece muhafazakarların baskısıyla olmuyor. Trakya’da da birçok bağ söküldü. Şaraplık üzüm üretimi şarap tüketiminden daha fazla. Dolayısıyla üreticiler üzümlerini alacak şarap fabrikası bulamıyor. Fabrikalar da bu arz fazlasından yararlanıp fiyatlar üzerinde istedikleri gibi oynayabiliyorlar. Üretici para kazanmazsa ne yapacak? Yeni arayışlara girecek, şansını başka bir üründe denemeye çalışacak. Alternatif ürünler arayacak, ancak bu alternatif ürün arayışı sağlıklı bir tarım politikasının ve planlamasının olmadığı koşullarda gerçekleştiğinden hangi ürüne el atsa, ilk bir – iki yıl kar etse bile diğer yıllar  zarar ederek çıkıyor.
                  2010 yılında Rusya’ya yaş üzüm ihracatı patlama yaptı. 2011 için öngörünüz nedir ?
             Bu konuda henüz bir şey diyemiyorum. İhracat yapılacak ülkeyle olan politik ilişkiler, ilaç kalıntısı, rekoltenin kalitesi, diğer üzüm üreticisi ülkelerdeki gelişmeler gibi birçok faktör belirleyici oluyor.
              Benim ulaşabildiğim verilere göre Türkiye’de üretilen kuru üzümün %8,36′sını organik üzüm oluşturuyor. Özellikle sultani tabir edilen cinste üretilen bu kuru üzümün de neredeyse tamamı ihraç ediliyor. Daha fazla köylünün organik tarıma yönelmesi ve biraz daha fazla gelir elde etmesi için bir yol haritanız var mı ?
              Sofralık üzüm üreticilerinin büyük bir kısmı da ürününü yaş satıyor. Üzümünü yaş satmak üreticiye kurutma zahmeti ve masrafından kurtardığı gibi daha çok para da kazandırıyor. Ancak mevcut ihracat bağlantılarında şirketler organik yaş üzüm bağlantısı pek yapmıyor. Bu nedenle organik üzüm üretenler mutlaka kurutarak satmak zorunda kalıyorlar. Çünkü daha karlı olan yaş satma konusunda alıcı bulamıyorlar. Sertifikasyon maliyetleri de binince birçok çiftçi açısından organik üzüm yetiştirmek daha az kazançlı hale geliyor. Kısacası teorik olarak doğru gibi görünen şey pratikte aynı şekilde işlemiyor. Bu nedenle de çiftçiler konvansiyonel tarımı tercih ediyorlar.
                 Maden ocaklarına yakın bağlardan çıkan üzümlerin satılmadığına dair haberler var. Maden ocakları gerçekten üzümlere zarar veriyor mu?
         Evet. Maden ocakları kısaca iki şekilde üzüme zarar veriyor.
a- Maden ocaklarından çıkan tozlar bağların üzerine siniyor ve hem asmaların hastalanmasına neden oluyor, hem de üzümlerin kalitesini bozuyor.
b- Çıkartılan madenler eğer siyanürlü linç yöntemiyle ayrıştırılıyorsa siyanür havuzlarındaki zehirli gazlar ürünlerin üzerine asit yağmuru olarak dönüyor. Bu hem asmaların ve toprağın zarar görmesine neden oluyor hem de üzümleri daha asmadayken pazara sunulamayacak şekilde bozuyor. İnsan sağlığına etkileri ise meçhul(!). Devletin ilgili kuruluşlarının ve Bağcılık Araştırma Enstitüleri’nin bu konuda araştırma yapmasını defalarca talep ettik. Ama ne yazık ki bu konuda harekete geçiremedik.
Yeşil Gazete’nin sorularını cevapladığınız için çok teşekkür ederim.

Röportaj: Aytaç Timur (Yeşil Gazete)

URL: http://www.yesilgazete.org/?p=320

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı