Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün20
Bu ay5115
Toplam859702
Çiftçi-Sen:"Çiftçilere ve köylülere değil uluslararası şirketlere destek bütçesi" PDF Yazdır E-posta

ImageÇiftçi-Sen Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2013 yılı bütçesi hakkında görüşlerini açıkladı. Temel hedeflerinin  bir formaliteden ibaret olduğu ortaya konan 2013 bütçesinin;  uluslararası gıda ve tarım şirketlerini kalkındırmaya yarayacağı ifade edildi.  Açıklamada, “Çiftçiler paravan olarak gösterilip şirketlere para ödenmektedir. Tarımdan şirketlere kaynak aktarılmaktadır.” ifadelerine yer verildi.  Çiftçi-Sen'in Basın Açıklaması'nı aşağıda okuyabilirsiniz.

 

 

Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2013 yılı bütçesi belirlendi. Bütçe sunum konuşmasında Sn Bakan büyük Türkiye fotoğrafının içindeki tarım figürünü şöyle tarif etti: “Türkiye’nin nüfusu 74 milyon 700 bin kişidir. Bu nüfusun 17,3 milyonu tarımsal nüfustur. Yine Türkiye’de 2011 yılında istihdam edilen 24,1 milyon kişinin yüzde 25,5’ine tekabül eden 6,1 milyon kişi tarım sektöründe istihdam edilmiştir. 2011’de Türkiye’nin milli geliri 772,2 milyar dolar olup, bunun 61,8 milyar doları, yani yüzde 8’i tarım sektöründe gelmektedir. Genel manada Türkiye’de fert başına milli gelir 10.469 dolardır. Tarımda ise bu rakam 3.602 dolar ile ortalamasının yüzde 34,4’üne tekabül etmektedir.”
Sn. Bakanın sunduğu veriler üzerinden devam edelim.
- “Türkiye’de fert başına milli gelir 10.469 dolardır. Tarımda ise bu rakam 3.602 dolar.” Bu veriye göre, köylü geliri kentli gelirinin üçte biri civarında yani 74 milyon insanın karnını doyurmak için çırpınan köylüler bu ülkenin en yoksulları oluyor.
-“Tarımsal ithalatımız 17,6 milyar dolar ihracatımız 15,3 milyar dolar.” İthalatımız ihracatımızdan fazla.
- “Genel toplamda 2012 Ekim ayı sonu itibarıyla 6 milyar 937 milyon TL. nakit tarımsal destek ödendi. Yıl sonu itibarıyla bu miktarın 7,7 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. 2011 yılı Gayrisafi Yurtiçi Hasılamız 1 triyon 298 milyar TL olarak gerçekleşmiş.”
AK Parti döneminde çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre bütçeden tarıma ayrılacak kaynak, gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz, demektedir. Yasaya göre verilmesi gereken en az destek 10,298 milyar olması gerekiyor. 2001 yılında çiftçilere verilen destek: 7 milyar 84 milyon TL. Yasa hükmüne göre çiftçilere daha ödenmesi gereken miktar: 2.358 milyar TL’ dir. Başka bir deyişle çiftçilere 2.358 milyar eksikli bir ödeme yapılmıştır.
Bu eksikli ödemenin bile tamamı çiftçilere ödenmemektedir. Çiftçiler paravan olarak gösterilip şirketlere ödenmektedir. Tarımdan şirketlere kaynak aktarılmaktadır.
Yine Sn. Bakanın verilerinden hareketle açıklayalım.
- “Bu yıl 700 binin üzerinde poliçe kesildi ve bunun yüzde 50’sini hibe olarak desteklendi.”
AK Parti 2005 yılında çıkarılan Tarım Sigortası Yasası çıktıktan sonra sigorta şirketleri prim oranlarını devletin çiftçilere vereceği teşvik oranında yükselttiler. Dolayısıyla sigorta desteği olarak verilen destek aslında doğrudan sigorta şirketlerine gitmektedir.
- “Eskiden Türkiye’de sanayiciler yılın belirli dönemlerinde ihtiyaç duydukları sütü ithal süt tozundan karşılıyorlardı. Biz son birkaç yıl içerisinde bunun önüne geçtik. Süt tozu üretimini ülke içinde desteklemek suretiyle ithalatını kestik.”
Hükümet olarak sanayiciyi destekleme tercihiniz olabilir. Ancak bunu tarıma destek olarak anlatmak sadece konuyu çarpıtmak değil, şirkte verilen desteği çiftçiye destek olarak veriliyormuş yanılsaması yaratmaktır.
- “Diğer tarımsal amaçlı destekler arasında sertifikalı tohum kullanım desteği, sertifikalı tohum üretim desteği, sertifikalı fide kullanım desteği gibi destekler yer almaktadır.”
Sertifikalı tohumu kim üretir? Şirket. Yani tohum üreticisi şirkete verilen destek çiftçiye verilen destek gibi anlatılıyor. Bakanlık olarak yerel tohuma destek verilmemekte fakat sertifikalı tohum ve fide kullanım desteği vermekle şirket tohum ve fidesinin kullanımı teşvik edilmektedir. bu teşvikle aslında şirkete destek verilmekte yerel tohum çeşidi ile birlikte biyoçeşitlilik azalmaktadır.
Peki Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bu kadar menfi politikalarının yanında pestisitlere karşı havadan yapılan ilaçlamanın yasaklanması, reçeteli zirai ilaç uygulamasına geçilmesi olumlu politikaları olarak belirtilmelidir.
Bakanlığın yapmış olduğu sunumun diğer bölümleri vaatlerle (cek-caklarla) devam etmiştir.
-“Et ve Balık Kurumu (EBK), et ve süt piyasalarını düzenleyen bir kuruma dönüştürülecek”
EBK, bugünkü konumuna bakıldığında Türkiye et piyasasının ancak yüzde 1’ini regüle edebilecek kapasiteye sahip. Dolayısıyla et ve süt piyasasını düzenlerken sadece ithalat vergileriyle oynayacak demektir. Bu da hayvancılık sektörüne faydasından çok zararı olacaktır.
-“106 milyon TL tutarındaki 300 bin tonluk Modern Hububat Silolarının temelleri atıldı. 2013 yılı sonunda tamamlanacak.”
Eski silolar çürümeye ve yıkılmaya terk edilmişken “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu !”
-Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) ait 6 işletmenin, bu yıl sonuna kadar özel sektör yatırımlarına dayalı kiralama süreci tamamlanacak”
Bitkisel ve hayvansal üretimini arttırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek için yetiştirdiği, damızlık hayvan, tohum, fidan, fide ve benzerlerini yetiştiricilere intikal ettirmek; bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme ve ıslah konularında araştırmalar yapmak; çevre çiftçilere tarımsal teknoloji ve girdi kullanımında öncülük, öğreticilik yapmakla görevli kılınan TİGEM’lerin şirketlere devri politikası, AK Partinin tarıma ve çiftçiye bakışını ortaya koymaktadır. Tarım Bakanlığı bütçesindeki çiftçiye yaklaşımı özetlemektedir.

Abdullah Aysu Çiftçi-Sen Genel Başkanı

Ali Bülent Erdem Çiftçi-Sen Genel Sekreteri

 

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede