Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün301
Bu ay8745
Toplam702879
Üzüm Üreticilerinin ilk sendika deneyimi; PDF Yazdır E-posta
 Ege Üzüm Üreticileri Sendikası (EGÜS)

Röportaj: Adnan Çobanoğlu

 ImageÜzüm-Sen’in genel merkezinin bulunduğu Alaşehir’de üzüm üreticilerinin örgütlenme çabaları yeni değil,1976 yılında Alaşehir’de bir grup genç ve üzüm üreticileri Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı (EGÜS) kurdular. Kurucu üyeler  o dönem 40’lı yaşlardaydı. Şimdi ise bir kısmı hayatta değil,bir kısmı ise 80’li yaşlarda. Kurucu üyeler içinde olmasa da sendika fikrini örgütlemeye çalışan o dönemin gençlerinden (şu an da 60’lı yaşlarda) Hayati Üstüntaş   bir süre önce sendika yöneticilerinin bir arada çekilmiş bir fotoğrafını  Üzüm-Sen’e verdi. Bu fotoğrafı görünce en azından sağ kalan yöneticilerin canlı tanıklıklarını almayı önümüze koyduk. Onların deneyimlerini bugünkü üreticilere  ve gelecek nesillere aktarmanın, yaşanan  bir örgütlenme deneyiminin unutulmamasını sağlamanın, EGÜS çalışması içinde bulunanların bugünden geçmişe  nasıl baktıklarını  kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu  düşündük.  O dönem sendika çalışması içinde bulunmuş gençlerden olan Ramazan Şenkul’la birlikte sağ kalan EGÜS  yöneticilerinin peşine düştük,(Ramazan Şenkul şu an 60 yaşında ve hala üzüm üreticiliği yapıyor.).İlk olarak Şevket Çetin’i bulduk.

Image(Şevket Çetin Yeniköy’de yaşıyor,Biz  yanına gittiğimizde torununun düğünü vardı, Bizi oğlu karşıladı düğün telaşına rağmen bizimle ilgilenip ayrı bir odada babasıyla söyleşi yapmamızı sağladı. Şevket ağabey o yıllarda 45 yaşlarında şimdi ise 83 yaşında olmasına rağmen ruhu hala genç  o nedenle de ağabey denilmeyi hak ediyor. Şevket abiye kendimizi tanıttıktan sonra ne için orada bulunduğumuzu anlattık ve EGÜS yöneticilerinin bir arada çekilmiş fotoğrafı ile Çiftçi-Sen şapkasını Şevket abiye verdik.Çok duygulandı, çocukları, torunları da fotoğrafı görünce  şaşırdılar,onların elinde o döneme ait böyle bir fotoğraf yokmuş. Şevket ağabey ile EGÜS sürecini ve daha sonrasını konuştuk.)

Adnan Çobanoğlu: Bize EGÜS’ü kurmanızdan bahsedermisin?
 Şevket Çetin; O zamanda bu sömürü düzenine karşıydık,o nedenle bu üzümcüler sendikasını kurduk.Birşeyler yapmaya çalıştık.Kendim için uğraşmadım,ekmek kavgası yaptık,rejim kavgası yaptık.Ben halkın emeğinden yanayım,daha iyi bir düzen için çalıştım,ama daha kötüsü geldi.O zamanki rejimi sevmiyordum,daha iyi bir rejim olsun istiyordum,Şimdi daha kötü oldu,hukuk bile bitti.
            Alaşehir’de üzüm mitingi yaptık Bağcıların ilk mitingiydi bu, biz baya kalabalık gittik mitinge, o zaman gençlerde fraksiyonlar vardı, fraksiyonlardan bazıları yürüyüş sırasında üzümcülerin sorunları dışında sloganlar attılar,böyle olunca bizim mitingin rengi bozuldu,  “biz bunun için mi geldik?” diyenler oldu, gençlerin üzüm sorunları dışında slogan atması çiftçilerde problem oldu.Zaten “solun kapitalisti” olanlar (“solun kapitalisti”olarak nitelendirdiği kişiler bazı  zengin CHP’li yöneticiler,CHP’nin o zamanki sol kanadı ise mitinge destek oluyor.) mitinge gelmek isteyen köylülere “mitinge gitmeyin” diye çalışma yapıyordu.Onlar örgütlenmemize zarar veriyordu.
             Çok iş yaptığımıza inanıyorum.12 Eylül döneminde her birimizin peşinde gözleyici vardı, bizi takip ediyorlardı.
             Üzüm-Sen’in mitingini duydum,Alaşehir’de olsaydım ilk sırada yürürdüm.Ama 6-7 yıl önce akciğer kanseri teşhisi kondu ve tedavi gördüm.Üzüm-Sen mitingi tam da o zamanlar oldu. Miting yapacak olursanız haber verin gelip en önde yürürüm.
                12 Eylül’den sonra TARİŞ’in bir şubesini bizim bölgede kurmak için çalıştık, Dereköy’e TARİŞ’i biz getirdik.
 Adnan Çobanoğlu: Bizimle söyleşi yaptığın için çok sağ olasın.
 Şevket Çetin. Siz sağ olun gelmekle beni çok mutlu ettiniz. O günlere götürdünüz.
              Şevket abiden fotoğraftakilerden birisinin “Paşa İsmet” olduğunu ve hala Dereköy’de yaşadığını Imageöğrendik.Ramazan’la birlikte  o zamanki lakabıyla “Paşa İsmet”i (İsmet Ertürk) bulmak için Dereköy’e gittik.”Paşa İsmet” 70 yaşında.Yaşlandıkça lakabı “Paşa Dayı” olmuş.Hala üzüm üreticiliği yapıyor. Kendisini evinde ziyaret ettik.Çiftçi-Sen şapkasını ve 37 yıl önceki fotoğrafı hediye edince O da çok duygulandı,uzun uzun şimdi hayatta olmayan arkadaşlarının da bulunduğu  fotoğrafa baktı.

Adnan Çobanoğlu: Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı neden kurdunuz?
İsmet Ertürk :Düşündük, taşındık haklarımız yoktu,hak sahibi olmak için sendika kurduk. Bu iş için önce inancın olacak,hakkını savunma bilinci olacak,köy köy dolaşıp örgütlendik. Emine kadın da (Emine Kurt) bizimle köylerdeki kahvehanelere dolaşıp çalışma yapıyordu. 50-60 dönüm bağı olanlara bu işi inandıramıyorduk,onlar sendikaya üye olmuyorlardı. Yoksul ve kafası çalışanlar  sendikaya  üye oluyor mücadeleye inanıyordu. Sendika olarak Alaşehir’de bir miting yaptık, ayrıca birde Aşık İhsani’yi getirip gece yaptık.Gecede sinema salonunu köylüler doldurdu, oturacak yer kalmadı insanlar yerlere oturup konseri izledi.3000 civarında üyemiz vardı.Örgütlenme tam teşebbüse geçeceği zaman 12 Eylül geldi,Evren hakkımızı yedi.
                    Alaşehir’de EGÜS olarak yürüyüş yaptık, önde köylüler arkada gençlik vardı. Gençler alana gelene kadar slogan atmamışlardı,alana yaklaşınca slogan attılar.Gençlerin farklı sloganlarını duyunca gençlerin önündeki köylüler dağılmış,arkada köylü kalmadı.
                    Hala bağcılık yapıyorum,8 dönüm bağım var.Her zaman kahvelerde EGÜS’ü anlatırım. Sendikaya ve mücadeleye inanırım.Tekrar canlanma olsa gene uğraşırım.
Bir-iki sene önceydi Salihli’ye gitmiştim,baktım yürüyüş yapanlar var, sordum yürüyenler memurlarmış.Hemen bende katıldım yürüyüşe,o sıra elime de bir bayrak verdiler, ben hükümet aleyhinde bağırıyorum,kimse bir şey demiyor.Televizyon beni çekmiş,Benim çocuklar da televizyonda görmüşler,beni telefonla aradılar “baba sen kimlerle yürüdüğünü biliyor musun?” dediler.Bana göre sendika muhaliftir,iktidara muhalefet yapar, meğerse bunlar hükümet yanlısı bir sendikaymış,ben muhalif sesler çıkardığımdan dolayı televizyonlar beni çekmiş.
   
           Gençlik dönemindeki lakabıyla “Paşa İsmet”e şimdiki lakabıyla “Paşa Dayı”ya  teşekkür edip yanından ayrılmadan önce Emine Kurt’u nasıl bulabileceğimizin bilgisini de aldık.  Emine Kadın Dereköy’den Örnekköy’e taşınmış,Taşındığı evi bulduk.Komşuları Emine Kadın’ın rahatsız olduğunu, bu nedenle İzmir’e kızının yanına gittiğini söylediler. Kızının telefonunu bulup telefon ettik,müsaitse görüşmek istedik, ama Emine Kadın oldukça rahatsızmış bu nedenle görüşemedik.Umarım yakın zamanda iyileşir,onunla da söyleşi yaparız.EGÜS çalışması içinde bulunan o dönemin gençleri ile röportaja sıra gelmişti. Röportaj için birlikte dolaştığımız Ramazan Şenkul  sözü aldı.

Adnan Çobanoğlu : Biraz örgütlenme çalışmalarından bahsedermisin?
 Ramazan Şenkul :Ben o dönem Uşak Eğitim Enstitüsü’nde okuyordum.Uşak’tan geldiğim zamanlar köy dolaşmalarına katılıyordum.Köy toplantılarında genellikle kurucu yöneticiler  konuşuyordu biz gençler yanlarında duruyorduk.Avşar barajı yeni yapılıyordu,barajın yakınındaki  Girelli köyüne gitmiştik, kahvede oturan köylülere selam verip konuya hızla girdik Mustafa Türkan(*) abi üzümcülerin sorunlarını anlattı durdu, köylülerde dağılmadan dinledi, saat gece 11’i buldu artık kahvehaneden ayrılacağız köylüler  bize “iyi güzel anlattınız da biz tütüncüyüz,bağcılar yukarıdaki köyde” dediler. Biz ne yapacağımızı şaşırdık,Mustafa abi hiç bozuntuya vermeden “olsun,hepimiz çiftçiyiz,hepimiz köylüyüz, sorunlarımız aynı, üzüm sözünü kaldırın yerine tütün koyun ,aynı sorunlar” diyerek konuyu bağladı
EGÜS ‘ün örgütlenme sürecinde baştan sona bulunan bir başka genç isim de Hayati Üstüntaş. Hayati Üstüntaş o zamanlar yirmili yaşlarda.
Image 
Adnan Çobanoğlu :Alaşehir’de Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı (EGÜS’ü) kurmak nereden aklınıza geldi?
Hayati Üstüntaş :
Gençlik olarak “Kültür Derneği” örgütlenmesini tamamlamıştık.Gençler olarak önümüze üzüm üreticilerini örgütleme görevi koyduk. Daha önce tütün üreticileri sendika kurmuştu.Biz de  bundan etkilendik,bizde de üzüm üreticilerine dönük sendika kurma fikri oluştu, Ege Tütün Üreticileri Sendikası’nın ( ETÜS) tüzüğünden yararlandık.
Kurucuların mutlaka üretici olmasını önemsedik. Bizler fikren ve teknik olarak destek olacaktık, ama sendikayı  mutlaka üreticiler kurmalıydı. Değişik köylerden kurucuların olmasını önemsiyorduk, ama ağırlıklı olarak Alaşehir ve Dereköy’den üreticiler sendikaya katıldı.
Adnan Çobanoğlu: EGÜS’ü ne zaman kurdunuz?
Hayati Üstüntaş:
Çalışmalarımıza 1975 yılı sonlarında başladık.Sendikanın fiili kuruluş açıklamasını 1 Mayıs 1976 da yaptık.Aşık İhsani ve Şahsenem Bacı’nın (Yavuz Bingöl’ün annesi) katıldığı bir halk şenliği düzenledik,etkinliğe çok sayıda köylü ve üretici katıldı.Şenliğin hemen arkasından sendikanın kurucu yöneticileriyle birlikte Mayıs ve Haziran aylarında köyleri dolaştık.
Adnan Çobanoğlu :Köy dolaşmaları  sırasında herhangi bir sorunla karşılaştınız mı?
Hayati Üstüntaş:
TARİŞ yöneticileri AP’li idi,sendikayı kendileri için tehlike olarak görüyorlardı.Bu nedenle çalışmalarımızı engelleyici provokasyon  örgütlüyorlardı.
Adnan Çobanoğlu: Ne gibi provokasyonlar?
Hayati Üstüntaş:
Köylere gittiğimizde TARİŞ yöneticilerine yakın AP’liler varsa bizi köyün girişinde bekliyorlardı, köye giremeyeceğimizi,toplantı yapamayacağımızı söylüyorlardı.
Adnan Çobanoğlu:  Böylesi durumda siz ne yapıyordunuz?
Hayati Üstüntaş :
Böylesi durumlara karşı bizde hazırlıklıydık.Gençler olarak biz geri duruyor kurucu üyeler bu kişilerle muhatap oluyordu.Kurucu üyelerin üretici olması ve bulundukları yörelerde tanınıyor olmaları nedeniyle görüşmelerde etkili oluyorlardı.Gece gittiğimiz köylerden birisinde gene böyle bir gurup köy girişinde bizi karşıladı. Guruptakilerden birisi sürekli elini belinde tutarak konuşuyor, bizim köye girişimizi engel olmaya çalışıyordu.Kurucu üyelerimizden “Gözlükçü Türkan” diye bilinen Mustafa ImageTürkan “Ne yani biz bu köye kadar geldik,bir çay bile ısmarlamayacak mısınız bize ?” dedi köylülerden de araya girenler oldu, ortam yumuşadı köy kahvesindeki toplantıya neredeyse bütün köylüler geldi,köydeki kadınlar bile evlerinden kalkıp geldi.Köyden ayrıldığımızda gece  1,5’a geliyordu ve bizi alkışlarla uğurladılar.Henüz dağ,taş üzüm bağı olmamıştı ve bölgeyi tam tanımıyorduk bu nedenle acemiliklerimizde oluyordu. Ramazan’ın anlattığı Girelli köyündeki toplantı bu acemiliklerimizin güzel bir örneği.
             O zamanlar köylere dolaşabilmek için kullanabileceğimiz yeterli aracımızda yoktu,ama fedakar insanların çok olduğu bir zaman,sevgili Himmet Zengin’i de bu şekilde anmış olayım.Bize bütün çalışmalarımız sırasında kamyonetini hizmetimize vererek katkı sağladı.
Adnan Çobanoğlu: EGÜS yöneticilerinin arasında birde kadın var,bize bu kadından bahsedermisin?
Hayati Üstüntaş :
Evet EGÜS yöneticilerinden biriside “Emine Kadın” diye bilinen Emine Kurt’tu.Gece gittiğimiz köylere Dereköy’lü Emine Kadın’da gelirdi.Kamyonetin önündeki tek koltuğu ona ayırıyor bizde kamyonetin kasasında gidiyorduk.Emine abla o zamanlar 40’lı yaşlardaydı. Bizim yaşlarımızda çocukları vardı.Genç yaşta eşini kaybetmiş ama yaşam mücadelesini bırakmamış erkek,kadın herkese sözü geçen,herkesin saygı duyduğu bilgili ve yürekli bir köy kadınıydı
Adnan Çobanoğlu : Kurucu başkan kimdi ve nasıl birisiydi?
Hayati Üstüntaş:
Kurucu başkanımız Mehmet amca(Mehmet Gündüz)50’li yılların başında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçmüş,Dimitrov’un önderliğindeki Bulgar Komünist Partisi’nin Faşizme karşı mücadelesinin canlı tanığı olan ve kendisini komünist olarak nitelendiren,uzun yıllar fikirleriyle yalnız yaşamış,kimseyle düşüncelerini paylaşıp örgütleyememişti.Bizleri tanıdıktan böyle bir oluşuma katıldıktan sonra birçok toplantıdaki insanları görünce müthiş heyecanlanıp coşuyordu.1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi  üyesi ve aynı zamanda köy muhtarlığı yapmış,köyün sıhhiyecisiydi.Köyünde “iğneci Mehmet” olarak bilinir.Oldukça aydın birisiydi.Köyündeki evinin bir odasını sade çalışma odası yapmış ve duvarına ise Mahir Çayan’ın siyah,beyaz çerçeveli bir fotoğrafını asmıştı.Odaya girenleri Mahir’in fotoğrafı karşılardı.
Adnan Çobanoğlu :EGÜS’ ne gibi etkinlikler yaptı?
Hayati Üstüntaş:
Bu çalışmalarımızın ve yoğun faaliyetlerimizin ardından 1976 yılının Ağustos ayında EGÜS üzüm üreticilerinin sorunlarını dillendirmek ve taban fiyat politikalarının belirlenmesinde etkin olmak için Alaşehir’de miting örgütledi. Mitingle ilgili bildiri, afiş ve köylerde toplantılar yoğun bir şekilde devam ederken Miting’den 3-4 gün önce TARİŞ ve AP yöneticilerinin kışkırttığı  sarhoş bir grup sendika ve kültür derneğinin olduğu binaya saldırdı. Emniyet göz yumdu,istedikleri provokasyonu sağladılar,saldırganlardan birkaç kişinin yaralanması ile ortam çok gerildi ve bunun miting katılımı üzerinde olumsuz etkileri olmasına rağmen miting gerçekleşti.Mitinge katılım bizim beklentimiz kadar olmasa da ilk defa üzüm üreticileri bağımsız olarak eylem yapmış oldu. Bu miting sendika kurucu üyeleri ve yeni üye olan birçok insanda olumlu izler bırakmıştır. Öyle sanıyorum ki Üzüm-Sen’in Alaşehir’de kurulmasında EGÜS’ün bu yaptıklarının payı vardır.Üzüm-Sen’in burada kurulması tesadüf değildir.Sizin Üzüm-Sen olarak yaptığınız 2 mitingin katılımının iyi olmasında o zamanki çalışmaların da payı vardır.
Adnan Çobanoğlu:EGÜS kurucularından Şevket Çetin ve İsmet Ertürk’le yaptığımız söyleşide mitinge katılan bazı gençlere ilişkin eleştirileri oldu,üreticilerin önünde yürüyen bazı gençlerin farklı sloganlar atması nedeniyle üzüm üreticilerinin rahatsız olduğunu söylediler,bu konudan da bahsedermisin? 
Hayati Üstüntaş: Miting çağrıları genel olarak herkese yapılır ve herkesin gelmesi için çaba sarf edilir, gelenlerin de miting örgütleyicilerinin taleplerine uygun hareket etmesi beklenir, ama genellikle de buna uygun davranılmaz,her örgütlü grup kendi siyaset yapış tarzlarının yansıması olarak  miting alanındaki hareketlerini şekillendirir,bazı solcuların genel hastalığıdır, hazır kitleyi bulunca sloganlarla v.b ile onları  hemen politik hale getireceklerini düşünürler.Bu eskiden de böyleydi şimdide böyle. Biz üzüm üreticilerini örgütleyebilmek için köy köy dolaştık,öne çıkmamayı,üreticilerin kendilerinin öne çıkmasını sağlamaya çalıştık. Sendikanın bütün kurucu üyeleri üreticiydi.Hatta  Kültür Derneği’nden yönetime katılan arkadaşımızın da üzüm üreticisi olmasına dikkat ettik.Ve o arkadaşımız hala Alaşehir’de üzüm üreticiliği yapmakta.Ama EĞÜS’ün örgütlenmesinde  herhangi bir katkısı olmayan bir grup, miting yürüyüşü sırasında  üreticilerin önüne geçip genel sol sloganlarla ve gençlik sloganlarıyla yön vermeye çalıştı. Bu konuda kendilerini uyardık, ama ne yazık ki her uyarı karşılık bulmuyor.Yıllar sonrada olsa bu olumsuz davranış unutulmuyor.
Adnan Çobanoğlu: Son olarak söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?  
Hayati Üstüntaş: Egüs'e katkı veren herkesi en güzel duygularla yad ederken kuruculardan “Bey” lakaplı Nurettin’i,Çeşneli Mehmet ağabeyi ,Ümmet ağabeyi, Çetin Güneş gibi isimleri de anmadan geçemeyeceğim , Ayrıca yine bütün bu çalışmalarda başından sonuna beraber olduğumuz  Mustafa Öztürk,(**) Burhan ve Rabia İlhan, Ramazan Şenkul gibi kadim dostların da sürece katlısı büyüktür.
Adnan Çobanoğlu: Verdiğin bilgiler için teşekkürler.
Hayati Üstüntaş:
Ben teşekkür ederim.Bizim başlattığımız yolda devam eden ÜZÜM-SEN’e ve ÇİFTÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU’na bağlı diğer Çiftçi Sendikaları’na başarılar.


Dip notlar
(*)EGÜS Yönetim Kurulu’ndan başkan Mehmet Gündüz  artık aramızda değil.Mustafa Türkan da geçen yıl yaşamını yitirdi.Ölümünden birkaç ay önce Alaşehir’deki bir anma yemeğinde karşılaşmıştık.Ud  çalardı.O yemekte bulunmaktan çok mutlu olmuş,yemeğe uduyla katılmış, yemektekilere birkaç parça çalmıştı. Hasan Mehmet Öztürk hayatta ancak Alzheimer hastası  bu nedenle  onunla söyleşi yapamadık.
(**)EGÜS’le ilgili ilk röportajı 8-10 yıl önce Çiftçi Sendikalarını kurma süreci sırasında çıkardığımız “Çiftçilerin Sesi” gazetesi için Mustafa Öztürk’le yapmıştık.Mustafa Öztürk aynı zamanda kurucu üye Hasan Mehmet Öztürk’ün de büyük oğlu. Emekli öğretmen ve şu an üzüm üreticiliği yapıyor.

 

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı