Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün171
Bu ay5710
Toplam654950
Üzüm Üreticilerinin ilk sendika deneyimi; PDF Yazdır E-posta
 Ege Üzüm Üreticileri Sendikası (EGÜS)

Röportaj: Adnan Çobanoğlu

 ImageÜzüm-Sen’in genel merkezinin bulunduğu Alaşehir’de üzüm üreticilerinin örgütlenme çabaları yeni değil,1976 yılında Alaşehir’de bir grup genç ve üzüm üreticileri Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı (EGÜS) kurdular. Kurucu üyeler  o dönem 40’lı yaşlardaydı. Şimdi ise bir kısmı hayatta değil,bir kısmı ise 80’li yaşlarda. Kurucu üyeler içinde olmasa da sendika fikrini örgütlemeye çalışan o dönemin gençlerinden (şu an da 60’lı yaşlarda) Hayati Üstüntaş   bir süre önce sendika yöneticilerinin bir arada çekilmiş bir fotoğrafını  Üzüm-Sen’e verdi. Bu fotoğrafı görünce en azından sağ kalan yöneticilerin canlı tanıklıklarını almayı önümüze koyduk. Onların deneyimlerini bugünkü üreticilere  ve gelecek nesillere aktarmanın, yaşanan  bir örgütlenme deneyiminin unutulmamasını sağlamanın, EGÜS çalışması içinde bulunanların bugünden geçmişe  nasıl baktıklarını  kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu  düşündük.  O dönem sendika çalışması içinde bulunmuş gençlerden olan Ramazan Şenkul’la birlikte sağ kalan EGÜS  yöneticilerinin peşine düştük,(Ramazan Şenkul şu an 60 yaşında ve hala üzüm üreticiliği yapıyor.).İlk olarak Şevket Çetin’i bulduk.

Image(Şevket Çetin Yeniköy’de yaşıyor,Biz  yanına gittiğimizde torununun düğünü vardı, Bizi oğlu karşıladı düğün telaşına rağmen bizimle ilgilenip ayrı bir odada babasıyla söyleşi yapmamızı sağladı. Şevket ağabey o yıllarda 45 yaşlarında şimdi ise 83 yaşında olmasına rağmen ruhu hala genç  o nedenle de ağabey denilmeyi hak ediyor. Şevket abiye kendimizi tanıttıktan sonra ne için orada bulunduğumuzu anlattık ve EGÜS yöneticilerinin bir arada çekilmiş fotoğrafı ile Çiftçi-Sen şapkasını Şevket abiye verdik.Çok duygulandı, çocukları, torunları da fotoğrafı görünce  şaşırdılar,onların elinde o döneme ait böyle bir fotoğraf yokmuş. Şevket ağabey ile EGÜS sürecini ve daha sonrasını konuştuk.)

Adnan Çobanoğlu: Bize EGÜS’ü kurmanızdan bahsedermisin?
 Şevket Çetin; O zamanda bu sömürü düzenine karşıydık,o nedenle bu üzümcüler sendikasını kurduk.Birşeyler yapmaya çalıştık.Kendim için uğraşmadım,ekmek kavgası yaptık,rejim kavgası yaptık.Ben halkın emeğinden yanayım,daha iyi bir düzen için çalıştım,ama daha kötüsü geldi.O zamanki rejimi sevmiyordum,daha iyi bir rejim olsun istiyordum,Şimdi daha kötü oldu,hukuk bile bitti.
            Alaşehir’de üzüm mitingi yaptık Bağcıların ilk mitingiydi bu, biz baya kalabalık gittik mitinge, o zaman gençlerde fraksiyonlar vardı, fraksiyonlardan bazıları yürüyüş sırasında üzümcülerin sorunları dışında sloganlar attılar,böyle olunca bizim mitingin rengi bozuldu,  “biz bunun için mi geldik?” diyenler oldu, gençlerin üzüm sorunları dışında slogan atması çiftçilerde problem oldu.Zaten “solun kapitalisti” olanlar (“solun kapitalisti”olarak nitelendirdiği kişiler bazı  zengin CHP’li yöneticiler,CHP’nin o zamanki sol kanadı ise mitinge destek oluyor.) mitinge gelmek isteyen köylülere “mitinge gitmeyin” diye çalışma yapıyordu.Onlar örgütlenmemize zarar veriyordu.
             Çok iş yaptığımıza inanıyorum.12 Eylül döneminde her birimizin peşinde gözleyici vardı, bizi takip ediyorlardı.
             Üzüm-Sen’in mitingini duydum,Alaşehir’de olsaydım ilk sırada yürürdüm.Ama 6-7 yıl önce akciğer kanseri teşhisi kondu ve tedavi gördüm.Üzüm-Sen mitingi tam da o zamanlar oldu. Miting yapacak olursanız haber verin gelip en önde yürürüm.
                12 Eylül’den sonra TARİŞ’in bir şubesini bizim bölgede kurmak için çalıştık, Dereköy’e TARİŞ’i biz getirdik.
 Adnan Çobanoğlu: Bizimle söyleşi yaptığın için çok sağ olasın.
 Şevket Çetin. Siz sağ olun gelmekle beni çok mutlu ettiniz. O günlere götürdünüz.
              Şevket abiden fotoğraftakilerden birisinin “Paşa İsmet” olduğunu ve hala Dereköy’de yaşadığını Imageöğrendik.Ramazan’la birlikte  o zamanki lakabıyla “Paşa İsmet”i (İsmet Ertürk) bulmak için Dereköy’e gittik.”Paşa İsmet” 70 yaşında.Yaşlandıkça lakabı “Paşa Dayı” olmuş.Hala üzüm üreticiliği yapıyor. Kendisini evinde ziyaret ettik.Çiftçi-Sen şapkasını ve 37 yıl önceki fotoğrafı hediye edince O da çok duygulandı,uzun uzun şimdi hayatta olmayan arkadaşlarının da bulunduğu  fotoğrafa baktı.

Adnan Çobanoğlu: Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı neden kurdunuz?
İsmet Ertürk :Düşündük, taşındık haklarımız yoktu,hak sahibi olmak için sendika kurduk. Bu iş için önce inancın olacak,hakkını savunma bilinci olacak,köy köy dolaşıp örgütlendik. Emine kadın da (Emine Kurt) bizimle köylerdeki kahvehanelere dolaşıp çalışma yapıyordu. 50-60 dönüm bağı olanlara bu işi inandıramıyorduk,onlar sendikaya üye olmuyorlardı. Yoksul ve kafası çalışanlar  sendikaya  üye oluyor mücadeleye inanıyordu. Sendika olarak Alaşehir’de bir miting yaptık, ayrıca birde Aşık İhsani’yi getirip gece yaptık.Gecede sinema salonunu köylüler doldurdu, oturacak yer kalmadı insanlar yerlere oturup konseri izledi.3000 civarında üyemiz vardı.Örgütlenme tam teşebbüse geçeceği zaman 12 Eylül geldi,Evren hakkımızı yedi.
                    Alaşehir’de EGÜS olarak yürüyüş yaptık, önde köylüler arkada gençlik vardı. Gençler alana gelene kadar slogan atmamışlardı,alana yaklaşınca slogan attılar.Gençlerin farklı sloganlarını duyunca gençlerin önündeki köylüler dağılmış,arkada köylü kalmadı.
                    Hala bağcılık yapıyorum,8 dönüm bağım var.Her zaman kahvelerde EGÜS’ü anlatırım. Sendikaya ve mücadeleye inanırım.Tekrar canlanma olsa gene uğraşırım.
Bir-iki sene önceydi Salihli’ye gitmiştim,baktım yürüyüş yapanlar var, sordum yürüyenler memurlarmış.Hemen bende katıldım yürüyüşe,o sıra elime de bir bayrak verdiler, ben hükümet aleyhinde bağırıyorum,kimse bir şey demiyor.Televizyon beni çekmiş,Benim çocuklar da televizyonda görmüşler,beni telefonla aradılar “baba sen kimlerle yürüdüğünü biliyor musun?” dediler.Bana göre sendika muhaliftir,iktidara muhalefet yapar, meğerse bunlar hükümet yanlısı bir sendikaymış,ben muhalif sesler çıkardığımdan dolayı televizyonlar beni çekmiş.
   
           Gençlik dönemindeki lakabıyla “Paşa İsmet”e şimdiki lakabıyla “Paşa Dayı”ya  teşekkür edip yanından ayrılmadan önce Emine Kurt’u nasıl bulabileceğimizin bilgisini de aldık.  Emine Kadın Dereköy’den Örnekköy’e taşınmış,Taşındığı evi bulduk.Komşuları Emine Kadın’ın rahatsız olduğunu, bu nedenle İzmir’e kızının yanına gittiğini söylediler. Kızının telefonunu bulup telefon ettik,müsaitse görüşmek istedik, ama Emine Kadın oldukça rahatsızmış bu nedenle görüşemedik.Umarım yakın zamanda iyileşir,onunla da söyleşi yaparız.EGÜS çalışması içinde bulunan o dönemin gençleri ile röportaja sıra gelmişti. Röportaj için birlikte dolaştığımız Ramazan Şenkul  sözü aldı.

Adnan Çobanoğlu : Biraz örgütlenme çalışmalarından bahsedermisin?
 Ramazan Şenkul :Ben o dönem Uşak Eğitim Enstitüsü’nde okuyordum.Uşak’tan geldiğim zamanlar köy dolaşmalarına katılıyordum.Köy toplantılarında genellikle kurucu yöneticiler  konuşuyordu biz gençler yanlarında duruyorduk.Avşar barajı yeni yapılıyordu,barajın yakınındaki  Girelli köyüne gitmiştik, kahvede oturan köylülere selam verip konuya hızla girdik Mustafa Türkan(*) abi üzümcülerin sorunlarını anlattı durdu, köylülerde dağılmadan dinledi, saat gece 11’i buldu artık kahvehaneden ayrılacağız köylüler  bize “iyi güzel anlattınız da biz tütüncüyüz,bağcılar yukarıdaki köyde” dediler. Biz ne yapacağımızı şaşırdık,Mustafa abi hiç bozuntuya vermeden “olsun,hepimiz çiftçiyiz,hepimiz köylüyüz, sorunlarımız aynı, üzüm sözünü kaldırın yerine tütün koyun ,aynı sorunlar” diyerek konuyu bağladı
EGÜS ‘ün örgütlenme sürecinde baştan sona bulunan bir başka genç isim de Hayati Üstüntaş. Hayati Üstüntaş o zamanlar yirmili yaşlarda.
Image 
Adnan Çobanoğlu :Alaşehir’de Ege Üzüm Üreticileri Sendikası’nı (EGÜS’ü) kurmak nereden aklınıza geldi?
Hayati Üstüntaş :
Gençlik olarak “Kültür Derneği” örgütlenmesini tamamlamıştık.Gençler olarak önümüze üzüm üreticilerini örgütleme görevi koyduk. Daha önce tütün üreticileri sendika kurmuştu.Biz de  bundan etkilendik,bizde de üzüm üreticilerine dönük sendika kurma fikri oluştu, Ege Tütün Üreticileri Sendikası’nın ( ETÜS) tüzüğünden yararlandık.
Kurucuların mutlaka üretici olmasını önemsedik. Bizler fikren ve teknik olarak destek olacaktık, ama sendikayı  mutlaka üreticiler kurmalıydı. Değişik köylerden kurucuların olmasını önemsiyorduk, ama ağırlıklı olarak Alaşehir ve Dereköy’den üreticiler sendikaya katıldı.
Adnan Çobanoğlu: EGÜS’ü ne zaman kurdunuz?
Hayati Üstüntaş:
Çalışmalarımıza 1975 yılı sonlarında başladık.Sendikanın fiili kuruluş açıklamasını 1 Mayıs 1976 da yaptık.Aşık İhsani ve Şahsenem Bacı’nın (Yavuz Bingöl’ün annesi) katıldığı bir halk şenliği düzenledik,etkinliğe çok sayıda köylü ve üretici katıldı.Şenliğin hemen arkasından sendikanın kurucu yöneticileriyle birlikte Mayıs ve Haziran aylarında köyleri dolaştık.
Adnan Çobanoğlu :Köy dolaşmaları  sırasında herhangi bir sorunla karşılaştınız mı?
Hayati Üstüntaş:
TARİŞ yöneticileri AP’li idi,sendikayı kendileri için tehlike olarak görüyorlardı.Bu nedenle çalışmalarımızı engelleyici provokasyon  örgütlüyorlardı.
Adnan Çobanoğlu: Ne gibi provokasyonlar?
Hayati Üstüntaş:
Köylere gittiğimizde TARİŞ yöneticilerine yakın AP’liler varsa bizi köyün girişinde bekliyorlardı, köye giremeyeceğimizi,toplantı yapamayacağımızı söylüyorlardı.
Adnan Çobanoğlu:  Böylesi durumda siz ne yapıyordunuz?
Hayati Üstüntaş :
Böylesi durumlara karşı bizde hazırlıklıydık.Gençler olarak biz geri duruyor kurucu üyeler bu kişilerle muhatap oluyordu.Kurucu üyelerin üretici olması ve bulundukları yörelerde tanınıyor olmaları nedeniyle görüşmelerde etkili oluyorlardı.Gece gittiğimiz köylerden birisinde gene böyle bir gurup köy girişinde bizi karşıladı. Guruptakilerden birisi sürekli elini belinde tutarak konuşuyor, bizim köye girişimizi engel olmaya çalışıyordu.Kurucu üyelerimizden “Gözlükçü Türkan” diye bilinen Mustafa ImageTürkan “Ne yani biz bu köye kadar geldik,bir çay bile ısmarlamayacak mısınız bize ?” dedi köylülerden de araya girenler oldu, ortam yumuşadı köy kahvesindeki toplantıya neredeyse bütün köylüler geldi,köydeki kadınlar bile evlerinden kalkıp geldi.Köyden ayrıldığımızda gece  1,5’a geliyordu ve bizi alkışlarla uğurladılar.Henüz dağ,taş üzüm bağı olmamıştı ve bölgeyi tam tanımıyorduk bu nedenle acemiliklerimizde oluyordu. Ramazan’ın anlattığı Girelli köyündeki toplantı bu acemiliklerimizin güzel bir örneği.
             O zamanlar köylere dolaşabilmek için kullanabileceğimiz yeterli aracımızda yoktu,ama fedakar insanların çok olduğu bir zaman,sevgili Himmet Zengin’i de bu şekilde anmış olayım.Bize bütün çalışmalarımız sırasında kamyonetini hizmetimize vererek katkı sağladı.
Adnan Çobanoğlu: EGÜS yöneticilerinin arasında birde kadın var,bize bu kadından bahsedermisin?
Hayati Üstüntaş :
Evet EGÜS yöneticilerinden biriside “Emine Kadın” diye bilinen Emine Kurt’tu.Gece gittiğimiz köylere Dereköy’lü Emine Kadın’da gelirdi.Kamyonetin önündeki tek koltuğu ona ayırıyor bizde kamyonetin kasasında gidiyorduk.Emine abla o zamanlar 40’lı yaşlardaydı. Bizim yaşlarımızda çocukları vardı.Genç yaşta eşini kaybetmiş ama yaşam mücadelesini bırakmamış erkek,kadın herkese sözü geçen,herkesin saygı duyduğu bilgili ve yürekli bir köy kadınıydı
Adnan Çobanoğlu : Kurucu başkan kimdi ve nasıl birisiydi?
Hayati Üstüntaş:
Kurucu başkanımız Mehmet amca(Mehmet Gündüz)50’li yılların başında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçmüş,Dimitrov’un önderliğindeki Bulgar Komünist Partisi’nin Faşizme karşı mücadelesinin canlı tanığı olan ve kendisini komünist olarak nitelendiren,uzun yıllar fikirleriyle yalnız yaşamış,kimseyle düşüncelerini paylaşıp örgütleyememişti.Bizleri tanıdıktan böyle bir oluşuma katıldıktan sonra birçok toplantıdaki insanları görünce müthiş heyecanlanıp coşuyordu.1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi  üyesi ve aynı zamanda köy muhtarlığı yapmış,köyün sıhhiyecisiydi.Köyünde “iğneci Mehmet” olarak bilinir.Oldukça aydın birisiydi.Köyündeki evinin bir odasını sade çalışma odası yapmış ve duvarına ise Mahir Çayan’ın siyah,beyaz çerçeveli bir fotoğrafını asmıştı.Odaya girenleri Mahir’in fotoğrafı karşılardı.
Adnan Çobanoğlu :EGÜS’ ne gibi etkinlikler yaptı?
Hayati Üstüntaş:
Bu çalışmalarımızın ve yoğun faaliyetlerimizin ardından 1976 yılının Ağustos ayında EGÜS üzüm üreticilerinin sorunlarını dillendirmek ve taban fiyat politikalarının belirlenmesinde etkin olmak için Alaşehir’de miting örgütledi. Mitingle ilgili bildiri, afiş ve köylerde toplantılar yoğun bir şekilde devam ederken Miting’den 3-4 gün önce TARİŞ ve AP yöneticilerinin kışkırttığı  sarhoş bir grup sendika ve kültür derneğinin olduğu binaya saldırdı. Emniyet göz yumdu,istedikleri provokasyonu sağladılar,saldırganlardan birkaç kişinin yaralanması ile ortam çok gerildi ve bunun miting katılımı üzerinde olumsuz etkileri olmasına rağmen miting gerçekleşti.Mitinge katılım bizim beklentimiz kadar olmasa da ilk defa üzüm üreticileri bağımsız olarak eylem yapmış oldu. Bu miting sendika kurucu üyeleri ve yeni üye olan birçok insanda olumlu izler bırakmıştır. Öyle sanıyorum ki Üzüm-Sen’in Alaşehir’de kurulmasında EGÜS’ün bu yaptıklarının payı vardır.Üzüm-Sen’in burada kurulması tesadüf değildir.Sizin Üzüm-Sen olarak yaptığınız 2 mitingin katılımının iyi olmasında o zamanki çalışmaların da payı vardır.
Adnan Çobanoğlu:EGÜS kurucularından Şevket Çetin ve İsmet Ertürk’le yaptığımız söyleşide mitinge katılan bazı gençlere ilişkin eleştirileri oldu,üreticilerin önünde yürüyen bazı gençlerin farklı sloganlar atması nedeniyle üzüm üreticilerinin rahatsız olduğunu söylediler,bu konudan da bahsedermisin? 
Hayati Üstüntaş: Miting çağrıları genel olarak herkese yapılır ve herkesin gelmesi için çaba sarf edilir, gelenlerin de miting örgütleyicilerinin taleplerine uygun hareket etmesi beklenir, ama genellikle de buna uygun davranılmaz,her örgütlü grup kendi siyaset yapış tarzlarının yansıması olarak  miting alanındaki hareketlerini şekillendirir,bazı solcuların genel hastalığıdır, hazır kitleyi bulunca sloganlarla v.b ile onları  hemen politik hale getireceklerini düşünürler.Bu eskiden de böyleydi şimdide böyle. Biz üzüm üreticilerini örgütleyebilmek için köy köy dolaştık,öne çıkmamayı,üreticilerin kendilerinin öne çıkmasını sağlamaya çalıştık. Sendikanın bütün kurucu üyeleri üreticiydi.Hatta  Kültür Derneği’nden yönetime katılan arkadaşımızın da üzüm üreticisi olmasına dikkat ettik.Ve o arkadaşımız hala Alaşehir’de üzüm üreticiliği yapmakta.Ama EĞÜS’ün örgütlenmesinde  herhangi bir katkısı olmayan bir grup, miting yürüyüşü sırasında  üreticilerin önüne geçip genel sol sloganlarla ve gençlik sloganlarıyla yön vermeye çalıştı. Bu konuda kendilerini uyardık, ama ne yazık ki her uyarı karşılık bulmuyor.Yıllar sonrada olsa bu olumsuz davranış unutulmuyor.
Adnan Çobanoğlu: Son olarak söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?  
Hayati Üstüntaş: Egüs'e katkı veren herkesi en güzel duygularla yad ederken kuruculardan “Bey” lakaplı Nurettin’i,Çeşneli Mehmet ağabeyi ,Ümmet ağabeyi, Çetin Güneş gibi isimleri de anmadan geçemeyeceğim , Ayrıca yine bütün bu çalışmalarda başından sonuna beraber olduğumuz  Mustafa Öztürk,(**) Burhan ve Rabia İlhan, Ramazan Şenkul gibi kadim dostların da sürece katlısı büyüktür.
Adnan Çobanoğlu: Verdiğin bilgiler için teşekkürler.
Hayati Üstüntaş:
Ben teşekkür ederim.Bizim başlattığımız yolda devam eden ÜZÜM-SEN’e ve ÇİFTÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU’na bağlı diğer Çiftçi Sendikaları’na başarılar.


Dip notlar
(*)EGÜS Yönetim Kurulu’ndan başkan Mehmet Gündüz  artık aramızda değil.Mustafa Türkan da geçen yıl yaşamını yitirdi.Ölümünden birkaç ay önce Alaşehir’deki bir anma yemeğinde karşılaşmıştık.Ud  çalardı.O yemekte bulunmaktan çok mutlu olmuş,yemeğe uduyla katılmış, yemektekilere birkaç parça çalmıştı. Hasan Mehmet Öztürk hayatta ancak Alzheimer hastası  bu nedenle  onunla söyleşi yapamadık.
(**)EGÜS’le ilgili ilk röportajı 8-10 yıl önce Çiftçi Sendikalarını kurma süreci sırasında çıkardığımız “Çiftçilerin Sesi” gazetesi için Mustafa Öztürk’le yapmıştık.Mustafa Öztürk aynı zamanda kurucu üye Hasan Mehmet Öztürk’ün de büyük oğlu. Emekli öğretmen ve şu an üzüm üreticiliği yapıyor.

 

 
< Önceki   Sonraki >
ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği" Forumu Yapıldı. Alaşehir’de 18 Ekim’de, Alaşehir’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği” Forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz  üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-SEN’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl,Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde , açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet ettiler.“Foruma Davet” afişlerini ve jeotermal elektrik santrallerinin zararlarını anlatan afişleri işyerlerine, duraklara, duvarlara v.b astılar.



"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği." Foruma Davet !Sorunlarımızı Tartışıyoruz "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği."DÜZENLEYEN: ÜZÜM ÜRETİCİLERİ SENDİKASI (ÜZÜM-SEN)Tarih: 18 EKİM 2016 – SALISAAT:12.00 - 16.00 ArasıYer: Yıldırım Kapalı Düğün Salonu- Çarşı içiALAŞEHİR 

Anketler

Kimler Sitede