Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün4
Bu ay8905
Toplam715081
"Aile Çiftçiliği Yılı"nda Yok edilen küçük çiftçilik. PDF Yazdır E-posta

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ve TBMM’ndeki iktidar ve muhalefet partilerinin ortak desteğiyle kabul edilen "Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”a ilişkin bir basın açıklaması yayınladı. Basın Açıklaması’nın tam metnini aşağıda yayınlıyoruz. Image

Basına ve Kamuoyuna

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de üye olduğu, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu 14 Mayıs 1946 yılında kuruldu.  14 Mayıs 1984 yılından itibaren Federasyonu’nun kuruluş günü olan 14 Mayıs “Dünya Çiftçiler Günü” olarak Federasyona üye bütün ülkelerde kutlanıyor. 14 Mayıs’larda  çiftçilerin aleyhine kararlar alan siyasi iktidarların Bakanları bile çiftçiler adına hamasi nutuklar atıyor.

Daha birkaç gün öncesi küçük çiftçiliğin tasfiye edilmesinde önemli adımlardan biri olan “Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”unu  TBMM de Genel Kurulundan geçirenler, 2014’ün 14 Mayıs’ında da benzer konuşmaları yapacaklar. Bu kanun'un 4. Maddesi, 5403 Nolu kanunda değişikliğe gitmekte ve tarımsal arazi büyüklüklerini :  Mutlak, marjinal ve özel ürünlerde 2 hektar (20 dönüm), dikili arazilerde 0,5 hektar örtü altı tarımı 0,3 hektar olarak tanımlamaktadır.
Birleşmiş Milletler 2014 yılını; aile çiftçiliğinin açlık ve yoksullukla mücadele ve doğal kaynakların korunması açısından öneminin vurgulanması amacıyla “Uluslar arası Aile Çiftçiliği Yılı” olarak ilan etti ve gıda ve beslenme güvenliğinde çözümün küçük çiftçiliğin korunmasında olduğunu açıkladı.TBMM ise bu kanunu çıkartmakla küçük çiftçiliği korumak yerine tasfiye edilmesinin önündeki bir engeli daha kaldırmış oldu.
Çiftçi-Sen olarak,  kanun daha komisyondayken, yaratacağı problemler konusunda uyarılarımızı yapmıştık. Ne yazık ki,  kanun TBMM de iktidar ve muhalefet milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. TBMM’nde yasaya ilişkin kullanılan 234 oyun, 232’si kabuldu. Sadece 1 milletvekili çiftçiler lehine, yasanın aleyhine,1 milletvekili de çekimser oy kullandı. Ziraat Odaları Birliği’de binlerce çiftçi için problem teşkil edecek bu yasayı karşı duracağına, destekledi.
"Büyük Şehir Yasası” ile köylerin  tüzel kişilikleri yok edilerek mahalleye dönüştürülmüş, otlak ve meraları piyasaya açılmıştı. Bu yasa ile de kırsalın dizaynı şirketlerin istediği şekilde tamamlanmış oldu ve küçük aile tarımını yok etmenin yolu açıldı. Uygulanan tarım politikalarıyla her geçen gün toprağını kaybederek mülksüzleştirilen küçük çiftçiler, bu kez de yasa zoruyla mülksüzleştirilecekler. Mirasçı çiftçiler ya şirketleşmek zorunda kalacaklar, ya da şirketlere topraklarını satacaklar. Tarımsal üretim de daha az üretici tarafından daha geniş topraklarda yapılacak. Bunun anlamı ise, fosil yakıt ve kimyasallara dayalı endüstriyel tarımın yaygınlaşması olacaktır. Ekolojik denge daha hızla  bozulacak, toprak,su daha hızla kirlenecek, küresel ısınmanın hızlanmasının yolu açılacaktır. Yani çıkartılan  bu kanun toprağı ve üreticiyi korumayıp tarımın şirketlerin eline geçmesini hızlandıracaktır.
Toprak korunmak isteniyorsa öncelikle toprakta yaşayan ve üretilen ürünlere besin ve lezzet katan milyonlarca canlının yaşamını yok etmeyecek tarzda bir tarımsal üretim yapılması savunulmalıdır. Küçük aile tarımı ile ekolojik zincir tahrip olmaz, doğadaki denge korunur. Endüstriyel tarım ise toprağın toprak olma özelliğini ortadan kaldırır.
Türkiye’deki problem tarımsal arazilerin küçük ölçeklere bölünmüş olması değil üretici ailesine miras yoluyla geçen arazilerin parçalı olmasıdır.Aynı ailenin köyün farklı farklı yerlerinde arazilerinin bulunması toprağı işlemeyi zorlaştırmakta,üretim maliyetini arttırmaktadır.Yapılması gereken şey bu parçalı arazilerin bir yere toplanılması yani arazi toplulaştırılmasıdır.Bir başka deyişle parçalı arazileri  niteliklerine göre sınıflandırarak,bir kişiye ait farklı alanlardaki küçük arazi grupları yerine,o arazinin toplamını karşılayacak kadar,en az miktarda parça arazinin (mümkün olursa tekbir parçanın) o kişiye verilmesidir.Böylelikle hem küçük arazileri birbirinden ayıran kullanılmayan arazi şeritlerinin de tarımda kullanılması sağlanmış  olacağı gibi toprağı işleme,sulama v.b maliyetlerde düşürülmüş olur.
Hükümet de, Tarım,Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’da  elbette bütün bunların farkındadır. Ancak uygulamakta oldukları neoliberal tarım politikaları gereği küçük aile tarımını değil,şirket tarımını korumaktadırlar,bu nedenle de çıkartılan kanun arazi toplulaştırılmasını hedeflememekte tarım arazilerinin merkezileşmesini hedeflemektedir, bunu sağlamak içinde “Toprağı Koruma” kanunu adı altında, mirasçıların  kendilerine kalan tarım arazilerini yasa zorbalığıyla tarım şirketlerine satmaları zorunlu kılınmaktadır. Kısacası bu yasa bazıları için zenginlik üretirken büyük bir çoğunluk için yoksulluk ve göç getirecektir. Bu göçler küçük kasabalarda bile işsizler ordusunun barınmaya çalıştığı varoşlar yaratacaktır.
Çiftçi-Sen olarak diyoruz ki;
-
Çıkartılan bu yasadan derhal vazgeçilmeli,
- Eğer toprak korunmak isteniyorsa kimyasal ilaç ve gübre kullanılması yasaklanılmalı,
- Toprağı koruyacak olan küçük aile çiftçiliği yaygınlaştırılmalı ve desteklenmeli,
 - Tarımsal üretimin daha verimli olmasını sağlayacak tarzda arazi toplulaştırması yapılmalı,
- Topraksız köylülere tarımsal üretim yapabilecekleri toprak tahsis edilmeli ve yasal güvence altına alınmalı,
- Toprak büyüklüklerine bir üst sınır getirilmelidir.

Şirket Tarımı Değil, Aile Tarımı !

Ali Bülent ERDEM                                      Adnan ÇOBANOĞLU
Çiftçi-Sen Genel Sekreteri        Çiftçi-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede