Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün227
Bu ay4391
Toplam668623
SEÇİM BEYANNAMELERİNDE TARIM-1 PDF Yazdır E-posta

Tohum,GDO,tarım toprakları ve mevsimlik işçiler (*)      Adnan ÇOBANOĞLU
              Küresel sermaye 21.yüzyılda, enerjiye, su ve gıdaya tamamen egemen olmak istiyor. Bu nedenle bütün politikalarını birbirine bağlı olarak  geliştirip uyguluyor.Tarım politikalarını belirlerken  enerji ve su politikalarından, su politikalarını belirlerken  tarım ve enerji politikalarından, enerji politikalarını belirlerken de  tarım ve su politikalarından, bağımsız politikalar belirlemiyor.Bu politikalarına yön veren de  genellikle enerji politikaları oluyor. Partilerin bu 3 konuya ilişkin yaklaşımları üreticileri yakından ilgilendiriyor.
              İktidar partisi ve muhalefet partileri seçim bildirgelerinde bu politikalara ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştılar.Paylaşılan görüşlerin üreticiler açısından neler içerdiğini, ortaklaştıkları ve ayrıştıkları noktaları belirlemeye çalıştık.

TOHUM
          AKP 2006 yılında 5553 sayılı tohumculuk kanunu çıkarttı.Bu kanunla birlikte tohum ve gıda şirketleri  çiftçilerin nesilden nesile aktarılan kolektif deneyimleri ile binlerce yıl içinde  geliştirdikleri  ve emek harcadıkları tohum ıslahının sonuçlarını  el koymasının önü açıldı. Tohumların üretimi,sertifikalandırma,ticaret ve denetimi uluslar arası tarım şirketlerine bırakıldı. Bin yılların birikimiyle elde ıslah edilen tohumları bu şirketler patentleyerek  yerel tohumların bile üretimi ve satışını ele geçirmeye başladılar.Artık köylü kendisi tohum üretip satamayacak.Üretip satanlara da cezai yaptırımlara uğramakta.Bu yasa değişmeli, tohumun serbest üretiminin, dolaşımının önündeki engeller ve patent uygulaması kaldırılmalıdır. Ancak Muhalefet  partilerinin hiçbirisinde tarımsal üretim ve biyo çeşitlilik için tohumu önemini kavrayan bir bakış,  tohumculuk yasasına,tohumun patentlenmesine, hibrit tohumlara ilişkin hiçbir karşı çıkış göremiyoruz.              Saadet Partisi ve BBP’nin oluşturduğu “Milli İttifak”  “Tohumculuk sektöründe asıl katma değer hibrit sebze tohumlarındadır. Türkiye bu konuda çok zayıftır.” diyerek hibrit tohum üretecek firmalara destek vereceğini söylemektedir.         CHP “Tohum üretiminin sertifikasyon sürecini, tüketici haklarını gözetecek ve uluslararası kalite standartları uyarınca hareket edecek özerk bir yapıyla yürüteceğiz”    MHP. “Çiftçimizin yerli ve kaliteli tohum çeşitlerine ulaşması sağlanacak, bu amaçla sertifikalık tohum desteği artırılacak, tohum üretiminde Ar-Ge için verilen destek yükseltilecektir.”demektedir.          Farklı cümlelerle  ifade etseler de söyledikleri şey; çiftçilerin binlerce yıllık emeğinin ürünü olan tohumu uluslar arası tekellerin el koymasının yolunu açan “Tohumculuk yasası”nı koruyacakları ve teşvik edilecekleridir. “Sertifikalı tohum desteği”nin artırılması ve “tohum üretiminde Ar-Ge için verilen desteğin yükseltilmesi” demek “Tohum şirketlerine destek vereceğim” demektir. “Tohumculuk Yasası”na ve “Tohumun Patentlenmesi”ne son vereceğini söylememek  çiftçimizin yerli ve kaliteli tohum çeşitlerine ulaşmasını  sağlamak için adım atılmayacağı,aksine tohum  şirketlerine bağımlılığının artacağı,daha yoğun ilaç kullanılmak zorunda kalınacağı ve dolayısıyla ilaç şirketlerine de bağımlılığın arttırılacağı anlamını taşımaktadır.
GDO’lar
           GDO’lu ürünlere ilişkin ise sadece HDP ve Anadolu Partisi  karşı çıkmıştır. Bildirgelerinde  “Sağlıklı gıda haktır.Gıda üretimi,işlemesi ve ithalinde genetik olarak değiştirilmiş unsurlar (GDO)yasaklanacak”(HDP), “Gıda üretiminde ve gıda ithalatında genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlere engel olacağız.” (Anadolu Partisi) diyerek özel vurgu yapmışlardır.              CHP “GDO’lu ürünlerin piyasaya sürülmesi ve kullanılmasına ilişkin her türlü yasal denetimi eksiksiz olarak gerçekleştireceğiz”,”Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin (GDO) ithalatı, üretimi ve tüketiminde mevzuatı AB standartları ile uyumlu hale getirecek ve kararlılıkla uygulayacağız.”            Milli İttifak “GDO’lu ürün imalatı ve ithalatı sıkı bir denetim altına alınacaktır. “   MHP ““Genetik mühendisliği, bioteknoloji, sulama ve mekanizasyon teknolojilerinden etkin bir biçimde yararlanılacaktır.” diyerek insan sağlığını ve biyoçeşitliliği tehdit eden GDO’lu üretime yeşil ışık yakmışlardır.          Vatan Partisi ise bu konuya hiç girmemiştir.       GDO’lu üretime tamamen karşı çıkan partiler de, “denetleyeceğiz” diyerek yeşil ışık yakanlar da GDO’lu üretimi sadece insan sağlığı açısından ele alınmışlardır.Bitki sağlığı açısından, ürün çeşitliliğine vereceği zarar, tohum tekellerine daha fazla bağımlılıklarının artacağı,çiftçilerin daha fazla su,daha fazla kimyasal ilaç kullanmak zorunda kalacak olmaları, çiftçilerin ortak yaşam alanlarının zarar görüp yok olacak olması açılarından da konuyu ele almaları gerekirken bu konulara hiç değinmemişlerdir. 
TARIM TOPRAKLARININ KORUNMASI
         Partilerin hemen hepsi sağlıklı gıda üretiminden,tarım topraklarını korumaktan, toprağın amaç dışı kullanımını engelleyeceklerinden ve toprağın kirletilemeyeceğinden söz etmişlerdir.  Biliyoruz ki; sağlıklı gıda ve tarım toprağının korunması için öncelikle toprakta yaşayan, üretilen ürünlere besin ve lezzet katan milyonlarca canlının yaşamını korumak gerekir. Yani tarımsal üretimde toprağı, bitkileri ve doğayı zehirleyen kimyasalların kullanılmaması gerekir ki bu canlılar yaşasın. Ancak hiçbirinin programında toprağın bu özelliğini koruyacak yani tarımsal üretimde kimyasal gübre ve kimyasal ilaç kullanımını sınırlayacak veya yasaklayacak hiç bir  bölüm bulunmamaktadır.
 Hiçbir muhalefet partisi bildirgesinde şirket tarımını güçlendirecek, ürün çeşitliliğini daraltacak olan Plantasyon şeklindeki tarımsal üretime karşı çıkmamıştır. Gene hiçbir muhalefet partisi AKP’nin çıkartmış olduğu, toprağı ve üreticiyi korumayan  tarım arazilerinin merkezileşmesini hedefleyen, mirasçıların kendilerine kalan tarım arazilerini yasa zorbalığıyla tarım şirketlerine satmalarını zorunlu kılan, arazilerin şirketlerin eline geçmesini hızlandırmak isteyen ”Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu” na ilişkin hiç  şey söylememiştir.
                 MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ         
           CHP,  “Geçici tarım işçilerinin sosyal güvenliğini devlet güvencesi altına alacağız. “. “Tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenlik primlerini 30 yaşına kadar Hazine’den karşılayacağız” diyerek,            Milli İttifak ise “Mevsimlik işçilerin, göçebe tarım işçilerinin çalışma ve seyahat şartları iyileştirilecektir” diyerek değinmiştir. VatanPartisi,Anadolu Partisi ve MHP ise bu  soruna hiç değinmemiştir.
HDP konuyu  daha geniş bir şekilde ele alarak; mevsimlik tarım işçilerinin “örgütlenme özgürlüğünü garanti altına” alacağını, “ her türlü ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalara son vereceğini”, “tarım işçilerinin tamamını iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alacağını”,” aracılık  uygulamalarına son vereceğini”, “ulaşım, barınma, beslenme, temiz su, tuvalet, ücret, çalışma saatleri, iş güvenliği, sağlık, sosyal güvence, çocukların eğitimi gibi konuları sözleşmelerle” işçiler lehine belirleyeceğini, "Eşdeğer işe eşit ücret" uygulamasını  düzenleyeceğini, “her yurttaşın doğduğu yerde doyması perspektifinden hareketle mevsimlik tarım işçiliğini doğuran nedenleri” ortadan kaldırılacağını söylemektedir. HDP’nin bu yaklaşımı oldukça ileri çözümlerdir.



(*)Bu yazının 1. bölümü 19 Mayıs 2015 tarihli Birgün gazetesinde köşe yazısı olarak yayınlandı,yayınlanmaya da devam edecek. Sayfanın altındaki linkten Birgün'ün sayfasına ulaşabilirsiniz.Diğer bölümleri yayınlandıkça bizde sayfamızda yayınlayacağız. Yazının bütünü içinde Üzümsen  sitesindeki yayınlanan yazılar Birgün'deki köşe yazısına göre daha uzun olabilir, buda yazılı basındaki yer sorunu nedeniyle editörlerin kısaltmak zorunda kalmasından kaynaklanmakta, İnternet yayınlarında daha uzun yayınlar yayımlayabilme kolaylığı var.Bizde o kolaylıktan yararlanıp yazının bölümlerinde kesinti yapmadan yayınlıyoruz.
http://www.birgun.net/haber-detay/tohum-gdo-tarim-topraklari-ve-mevsimlik-isciler-81256.html

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede