Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün172
Bu ay5483
Toplam654723
SEÇİM BEYANNAMELERİNDE TARIM-1 PDF Yazdır E-posta

Tohum,GDO,tarım toprakları ve mevsimlik işçiler (*)      Adnan ÇOBANOĞLU
              Küresel sermaye 21.yüzyılda, enerjiye, su ve gıdaya tamamen egemen olmak istiyor. Bu nedenle bütün politikalarını birbirine bağlı olarak  geliştirip uyguluyor.Tarım politikalarını belirlerken  enerji ve su politikalarından, su politikalarını belirlerken  tarım ve enerji politikalarından, enerji politikalarını belirlerken de  tarım ve su politikalarından, bağımsız politikalar belirlemiyor.Bu politikalarına yön veren de  genellikle enerji politikaları oluyor. Partilerin bu 3 konuya ilişkin yaklaşımları üreticileri yakından ilgilendiriyor.
              İktidar partisi ve muhalefet partileri seçim bildirgelerinde bu politikalara ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştılar.Paylaşılan görüşlerin üreticiler açısından neler içerdiğini, ortaklaştıkları ve ayrıştıkları noktaları belirlemeye çalıştık.

TOHUM
          AKP 2006 yılında 5553 sayılı tohumculuk kanunu çıkarttı.Bu kanunla birlikte tohum ve gıda şirketleri  çiftçilerin nesilden nesile aktarılan kolektif deneyimleri ile binlerce yıl içinde  geliştirdikleri  ve emek harcadıkları tohum ıslahının sonuçlarını  el koymasının önü açıldı. Tohumların üretimi,sertifikalandırma,ticaret ve denetimi uluslar arası tarım şirketlerine bırakıldı. Bin yılların birikimiyle elde ıslah edilen tohumları bu şirketler patentleyerek  yerel tohumların bile üretimi ve satışını ele geçirmeye başladılar.Artık köylü kendisi tohum üretip satamayacak.Üretip satanlara da cezai yaptırımlara uğramakta.Bu yasa değişmeli, tohumun serbest üretiminin, dolaşımının önündeki engeller ve patent uygulaması kaldırılmalıdır. Ancak Muhalefet  partilerinin hiçbirisinde tarımsal üretim ve biyo çeşitlilik için tohumu önemini kavrayan bir bakış,  tohumculuk yasasına,tohumun patentlenmesine, hibrit tohumlara ilişkin hiçbir karşı çıkış göremiyoruz.              Saadet Partisi ve BBP’nin oluşturduğu “Milli İttifak”  “Tohumculuk sektöründe asıl katma değer hibrit sebze tohumlarındadır. Türkiye bu konuda çok zayıftır.” diyerek hibrit tohum üretecek firmalara destek vereceğini söylemektedir.         CHP “Tohum üretiminin sertifikasyon sürecini, tüketici haklarını gözetecek ve uluslararası kalite standartları uyarınca hareket edecek özerk bir yapıyla yürüteceğiz”    MHP. “Çiftçimizin yerli ve kaliteli tohum çeşitlerine ulaşması sağlanacak, bu amaçla sertifikalık tohum desteği artırılacak, tohum üretiminde Ar-Ge için verilen destek yükseltilecektir.”demektedir.          Farklı cümlelerle  ifade etseler de söyledikleri şey; çiftçilerin binlerce yıllık emeğinin ürünü olan tohumu uluslar arası tekellerin el koymasının yolunu açan “Tohumculuk yasası”nı koruyacakları ve teşvik edilecekleridir. “Sertifikalı tohum desteği”nin artırılması ve “tohum üretiminde Ar-Ge için verilen desteğin yükseltilmesi” demek “Tohum şirketlerine destek vereceğim” demektir. “Tohumculuk Yasası”na ve “Tohumun Patentlenmesi”ne son vereceğini söylememek  çiftçimizin yerli ve kaliteli tohum çeşitlerine ulaşmasını  sağlamak için adım atılmayacağı,aksine tohum  şirketlerine bağımlılığının artacağı,daha yoğun ilaç kullanılmak zorunda kalınacağı ve dolayısıyla ilaç şirketlerine de bağımlılığın arttırılacağı anlamını taşımaktadır.
GDO’lar
           GDO’lu ürünlere ilişkin ise sadece HDP ve Anadolu Partisi  karşı çıkmıştır. Bildirgelerinde  “Sağlıklı gıda haktır.Gıda üretimi,işlemesi ve ithalinde genetik olarak değiştirilmiş unsurlar (GDO)yasaklanacak”(HDP), “Gıda üretiminde ve gıda ithalatında genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlere engel olacağız.” (Anadolu Partisi) diyerek özel vurgu yapmışlardır.              CHP “GDO’lu ürünlerin piyasaya sürülmesi ve kullanılmasına ilişkin her türlü yasal denetimi eksiksiz olarak gerçekleştireceğiz”,”Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin (GDO) ithalatı, üretimi ve tüketiminde mevzuatı AB standartları ile uyumlu hale getirecek ve kararlılıkla uygulayacağız.”            Milli İttifak “GDO’lu ürün imalatı ve ithalatı sıkı bir denetim altına alınacaktır. “   MHP ““Genetik mühendisliği, bioteknoloji, sulama ve mekanizasyon teknolojilerinden etkin bir biçimde yararlanılacaktır.” diyerek insan sağlığını ve biyoçeşitliliği tehdit eden GDO’lu üretime yeşil ışık yakmışlardır.          Vatan Partisi ise bu konuya hiç girmemiştir.       GDO’lu üretime tamamen karşı çıkan partiler de, “denetleyeceğiz” diyerek yeşil ışık yakanlar da GDO’lu üretimi sadece insan sağlığı açısından ele alınmışlardır.Bitki sağlığı açısından, ürün çeşitliliğine vereceği zarar, tohum tekellerine daha fazla bağımlılıklarının artacağı,çiftçilerin daha fazla su,daha fazla kimyasal ilaç kullanmak zorunda kalacak olmaları, çiftçilerin ortak yaşam alanlarının zarar görüp yok olacak olması açılarından da konuyu ele almaları gerekirken bu konulara hiç değinmemişlerdir. 
TARIM TOPRAKLARININ KORUNMASI
         Partilerin hemen hepsi sağlıklı gıda üretiminden,tarım topraklarını korumaktan, toprağın amaç dışı kullanımını engelleyeceklerinden ve toprağın kirletilemeyeceğinden söz etmişlerdir.  Biliyoruz ki; sağlıklı gıda ve tarım toprağının korunması için öncelikle toprakta yaşayan, üretilen ürünlere besin ve lezzet katan milyonlarca canlının yaşamını korumak gerekir. Yani tarımsal üretimde toprağı, bitkileri ve doğayı zehirleyen kimyasalların kullanılmaması gerekir ki bu canlılar yaşasın. Ancak hiçbirinin programında toprağın bu özelliğini koruyacak yani tarımsal üretimde kimyasal gübre ve kimyasal ilaç kullanımını sınırlayacak veya yasaklayacak hiç bir  bölüm bulunmamaktadır.
 Hiçbir muhalefet partisi bildirgesinde şirket tarımını güçlendirecek, ürün çeşitliliğini daraltacak olan Plantasyon şeklindeki tarımsal üretime karşı çıkmamıştır. Gene hiçbir muhalefet partisi AKP’nin çıkartmış olduğu, toprağı ve üreticiyi korumayan  tarım arazilerinin merkezileşmesini hedefleyen, mirasçıların kendilerine kalan tarım arazilerini yasa zorbalığıyla tarım şirketlerine satmalarını zorunlu kılan, arazilerin şirketlerin eline geçmesini hızlandırmak isteyen ”Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu” na ilişkin hiç  şey söylememiştir.
                 MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ         
           CHP,  “Geçici tarım işçilerinin sosyal güvenliğini devlet güvencesi altına alacağız. “. “Tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenlik primlerini 30 yaşına kadar Hazine’den karşılayacağız” diyerek,            Milli İttifak ise “Mevsimlik işçilerin, göçebe tarım işçilerinin çalışma ve seyahat şartları iyileştirilecektir” diyerek değinmiştir. VatanPartisi,Anadolu Partisi ve MHP ise bu  soruna hiç değinmemiştir.
HDP konuyu  daha geniş bir şekilde ele alarak; mevsimlik tarım işçilerinin “örgütlenme özgürlüğünü garanti altına” alacağını, “ her türlü ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalara son vereceğini”, “tarım işçilerinin tamamını iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alacağını”,” aracılık  uygulamalarına son vereceğini”, “ulaşım, barınma, beslenme, temiz su, tuvalet, ücret, çalışma saatleri, iş güvenliği, sağlık, sosyal güvence, çocukların eğitimi gibi konuları sözleşmelerle” işçiler lehine belirleyeceğini, "Eşdeğer işe eşit ücret" uygulamasını  düzenleyeceğini, “her yurttaşın doğduğu yerde doyması perspektifinden hareketle mevsimlik tarım işçiliğini doğuran nedenleri” ortadan kaldırılacağını söylemektedir. HDP’nin bu yaklaşımı oldukça ileri çözümlerdir.



(*)Bu yazının 1. bölümü 19 Mayıs 2015 tarihli Birgün gazetesinde köşe yazısı olarak yayınlandı,yayınlanmaya da devam edecek. Sayfanın altındaki linkten Birgün'ün sayfasına ulaşabilirsiniz.Diğer bölümleri yayınlandıkça bizde sayfamızda yayınlayacağız. Yazının bütünü içinde Üzümsen  sitesindeki yayınlanan yazılar Birgün'deki köşe yazısına göre daha uzun olabilir, buda yazılı basındaki yer sorunu nedeniyle editörlerin kısaltmak zorunda kalmasından kaynaklanmakta, İnternet yayınlarında daha uzun yayınlar yayımlayabilme kolaylığı var.Bizde o kolaylıktan yararlanıp yazının bölümlerinde kesinti yapmadan yayınlıyoruz.
http://www.birgun.net/haber-detay/tohum-gdo-tarim-topraklari-ve-mevsimlik-isciler-81256.html

 
< Önceki   Sonraki >
ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği" Forumu Yapıldı. Alaşehir’de 18 Ekim’de, Alaşehir’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği” Forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz  üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-SEN’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl,Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde , açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet ettiler.“Foruma Davet” afişlerini ve jeotermal elektrik santrallerinin zararlarını anlatan afişleri işyerlerine, duraklara, duvarlara v.b astılar.



"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği." Foruma Davet !Sorunlarımızı Tartışıyoruz "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği."DÜZENLEYEN: ÜZÜM ÜRETİCİLERİ SENDİKASI (ÜZÜM-SEN)Tarih: 18 EKİM 2016 – SALISAAT:12.00 - 16.00 ArasıYer: Yıldırım Kapalı Düğün Salonu- Çarşı içiALAŞEHİR 

Anketler

Kimler Sitede