Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün106
Bu ay7196
Toplam629437
SEÇİM BEYANNAMELERİNDE TARIM-2 PDF Yazdır E-posta

Çiftçi örgütlenmeleri,sözleşmeli üreticilik,üreticilerin korunması  (*)         Adnan ÇOBANOĞLU  
    CHP yi küçük çiftçileri korumaya dönük  vaatleri içinde diğer partilerden ayıran en önemli vaat  “Başka geliri olmayan çiftçiye, hane başına, asgari ücret düzeyinde gelir garantisi sağlayacağız” vaadidir.
  Bütün muhalefet partileri kooperatif örgütlenmelerini savunmakta ve kooperatifleri geliştireceklerini söylemektedirler.Bu olumlu bir durumdur.Ama çiftçilerin sorunu sadece ekonomik değildir; uygulanan tarım,enerji ve su  politikaları yaşam alanlarına topyekun bir saldırıyı içermektedir

Ve bu saldırının yarattığı sosyal,siyasal,yönetsel, kültürel, ekolojik v.b sorunlar vardır, bu sorunları sadece kooperatif örgütlenmeleriyle çözmek mümkün değildir. Çiftçiler artık siyasi iktidarların “lütuf” olarak vermeye çalıştıkları örgütlenmelerle yetinmemektedirler. Sorunlarını çözmek, taleplerini haykırmak için sermayeden ve siyasal iktidarlardan bağımsız olarak da örgütlenmeye çalışmaktadırlar.Ve  mücadele örgütleri olarak da fiili ve meşru bir şekilde Çiftçi Sendikaları’nı  kurmuşlardır. Neoliberal tarım politikalarına karşı mücadele etmeye ve örgütlenmeye çalışan Çiftçi Sendikaları’ndan  bildirgesinde   “HDP çiftçilerin kurdukları ve kuracakları üretici köylü sendikalarını destekleyecek” diyerek sadece HDP söz etmektedir.Diğer muhalefet partileri ise hiç değinmemekte, bu durumu görmezden gelmektedirler.
 SÖZLEŞMELİ  ÜRETİCİLİK 
            Üreticiler için çok önemli olan sözleşmeli üreticilik konusunda hiçbir muhalefet partisi  ne düşündüğünü kamuoyuyla paylaşmadı.“Sözleşmeli Üreticilik “ tarımdan köylülüğün/çiftçiliğin tasfiye edilmesidir. Sözleşme ile şirketlere bağlanan köylü/çiftçi, artık bilinen anlamda "köylü/çiftçi" değildir. İşvereni gıda ticaretiyle uğraşanlar olan, malı ile birlikte işgücünü de kiraya veren “marabalar/ırgatlar” haline gelirler.Artık  çiftçi/köylü  toprağıyla birlikte kiralana bilen bir meta haline dönüşür.
             Bu üretim tarzında üretici giderek alıcıya daha bağımlı hale gelmiştir. Toprağını ve kendi tarımsal bilgeliğini kullanma konusundaki bütün tasarrufu şirketlere geçmiştir. Kendi toprağına ne ekeceği, hangi tohumu kullanacağı, ne tür ilaçlar ve ne tür gübre kullanacağı vb. haklarını sözleşmeyle  artık şirketlere devretmiş olmaktadır. Sözleşmeli üretimle şirketler sadece satın aldıkları ürünlerin tasarruf hakkını (bekletme, depolama, istediği pazara götürme vb.) değil, toprağın tasarruf hakkını da çiftçilerin/köylülerin (üreticilerin) ellerinden almış olurlar.
            Küresel sermayenin yaygınlaştırmak istediği de bu üretim tarzıdır.Şirketler üreticileri kendilerine öylesine bağımlı hale getirirler ki; kullanılacak ilaçların ilaç bayilerinden bile satın alınmasını engelleyip kendileri ilaç pazarlarlar. Bu durum zirai ilaç pazarlamasında da ciddi bir tekelleşme oluşturmaya hizmet eder. Yerel ilaç bayilerinin zaman içinde iflasına yol açacak olan bu tekelleşme, hem Ziraat Mühendisleri’nin bağımsız iş yapabilme olanaklarının elinden alınması, hem de sözleşmeli üretim yapmak istemeyen üreticilerin üretimlerini devam ettirmeleri için gerekli ilaçları bulma olanaklarının ellerinden alınması anlamı taşımaktadır. Bu nedenle sözleşmeli üretim  üreticiler kadar ziraat mühendislerini de olumsuz etkilemiş olacaktır,tarımın modernizasyonu denilerek bizlere yutturulmaya çalışılan da budur.   Neoliberal tarım politikalarını en ince ayrıntıyı kaçırmadan uygulayan AKP, bildirgesinde  tarımsal üretimde   sözleşmeli modeli geliştireceğine dair bölümler koymuştur.  Ama neoliberal tarım politikalarına karşı olduğunu ,küçük  üreticileri koruyup, destekleyeceğini söyleyen muhalefet partilerinin hiçbirisinin böylesine önemli bir  konuda hiçbir şey  söylememesi ilginçtir. Bildirgelerinde bu konuyu ilişkin hiçbir görüş bildirmemiş olmaları sözleşmeli üretime mahkum edilen/edilecek olan milyonlarca üreticinin görmezden gelinmesi anlamı taşır ki özellikle “Sol”dan, “Emek”ten yana olduğunu söyleyen partiler açısından ayıplı bir durumdur bu.
 ÜRETİCİLERİN  DOLANDIRICILARDAN KORUNMASI
       Her yıl binlerce küçük üretici hasat dönemlerinde tüccarlar tarafından dolandırılmakta,  ürünün parasını alamamaktadır. Bu durumdaki üreticiler kendilerinin ve ailelerinin yaşamını sürdürebilmek için ya arazilerini satmakta, ya yeniden sermaye kuruluşlarına borçlanmakta, ya da tarım işçisi olarak başka tarlalarda çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum yıllardır bilindiği halde siyasi iktidarlar hiçbir önlem almamışlardır. Seçime katılan partilerin hiçbirisinin bildirgesinde bu konuda tek laf edilmemiştir.Küçük üretici korunmak isteniyorsa acilen bu duruma çözüm üretilmesi gerekmektedir.Seçime giren partilerden sadece Anadolu Partisi bildirgesinde “Hâl Kanununu üretici lehine değiştireceğiz. Komisyoncular ve tüccarlar için lisans zorunluluğu getireceğiz. Ticaret hacmine göre ve maddi teminat karşılığı lisansa bağlı kılacağız. Lisanslı tüccara veya komisyoncuya mal veren çiftçinin alacağına Devlet garantisi sağlayacağız.” diyerek kısmi olarak bu soruna değinmiştir. 


(*)  Bu yazı 21 Mayıs 2015 tarihli Birgün gazetesinde köşe yazısı olarak yayınlandı, Sayfanın altındaki linkten Birgün'ün sayfasına ulaşabilirsiniz.Buradaki yazı Birgün'deki köşe yazısına göre daha uzun.Yazılı basındaki yer sorunu nedeniyle editörler yazıları kısaltmak zorunda kalıyorlar. İnternet yayınlarında daha uzun yayınlar yayımlayabilme kolaylığı var.Bizde o kolaylıktan yararlanıp yazının bölümlerinde kesinti yapmadan yayınlıyoruz.                                              http://www.birgun.net/haber-detay/secim-beyannamelerinde-tarim-ciftci-orgutlenmeleri-ureticilerin-korunmasi-81370.html

 
< Önceki   Sonraki >
"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği" Forumu Yapıldı. Alaşehir’de 18 Ekim’de, Alaşehir’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği” Forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz  üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-SEN’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl,Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde , açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet ettiler.“Foruma Davet” afişlerini ve jeotermal elektrik santrallerinin zararlarını anlatan afişleri işyerlerine, duraklara, duvarlara v.b astılar.

"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği." Foruma Davet !Sorunlarımızı Tartışıyoruz "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği."DÜZENLEYEN: ÜZÜM ÜRETİCİLERİ SENDİKASI (ÜZÜM-SEN)Tarih: 18 EKİM 2016 – SALISAAT:12.00 - 16.00 ArasıYer: Yıldırım Kapalı Düğün Salonu- Çarşı içiALAŞEHİR 



ÇİFTÇİ-SEN ve STK temsilcilerinin FAO “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı"ndaki konuşmaları.            Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Avrupa ve Orta Asya  Bölgesel Konferansı 4-5 Mayıs 2016 da Antalya’da yapıldı. Bölgesel Toplantı 2 yılda bir yapılmakta ve 53 ülke Bakan ve delege düzeyinde temsil edilmekte.               FAO Bölgesel Konferansı öncesi  çiftçi/köylü örgütleri,gıda  işkolunda çalışan işçi örgütleri,küçük üreticilerle dayanışma içinde çalışan tüketici örgütleri, yerli halklar ve küçük balıkçı örgütlerinin katıldığı 2 günlük “Sivil Toplum Konsültasyonu”(STK)  toplantısı yapıldı.Bu toplantıdan seçilen 4 delege  “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı”na  katılıp tartışma konuları hakkında görüş bildirdiler. Bu FAO Bölgesel Toplantıları için bir ilkdi. Bundan önceki “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantıları”nda  sivil toplum konsültasyonu adına toplantıya katılınıyor, deklerasyon okunuyor ancak gündemdeki konular hakkında söz alıp  görüş bildirilemiyordu. Sivil Toplum Konsültasyonu delegelerinin görüşülen farklı konulara ilişkin söz alıp yapmış oldukları konuşmaları aşağıda bulabilirsiniz. Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Cambria","serif"; mso-ascii-font-family:Cambria; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Cambria; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

Anketler

Kimler Sitede