Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün106
Bu ay7196
Toplam629437
SEÇİM BEYANNAMELERİNDE TARIM-6 PDF Yazdır E-posta

 AKP’nin Tarım,Enerji ve Su Politikaları;                                                                                                  "Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır.Küçük üreticileri yok etmeye devam edeceğiz" diyor.                                                                                                                                                  Adnan ÇOBANOĞLU

               AKP’nin Tarım,Enerji  ve Su’ya yapmış olduğu uygulamaların,çıkartmış olduğu yasaların bir kısmını bile alt alta sıraladığımızda küresel sermayenin neoliberal politikalarının katıksız uygulayıcısı olduğunu görürüz.Seçim bildirgesinde  yazdıklarında da amacının uluslar arası sermayenin taleplerinde eksik kalan yönlerin tamamlanması olduğunu görürüz.

           2006 yılında çıkartığı tohumculuk kanunu ile, çiftçilerin nesilden nesile aktarılan kolektif deneyimleri ile binlerce yıl içinde  geliştirdikleri  ve emek harcadıkları tohum ıslahının sonuçlarını  tohum ve gıda şirketlerinin  el koymasının önünü açtı. Tohumların üretimi,sertifikalandırma,ticaret ve denetimini uluslar arası tarım şirketlerine bıraktı.“Biyogüvenlik yasası” ile GDO’lu ürünlerin,ithalatını,kullanımını yasaklamadı, GDO’lu ürünlerin kullanılabilirliğini düzenledi.

             Mirasçıların kendilerine kalan tarım arazilerini yasa zorbalığıyla tarım şirketlerine satmalarını zorunlu kılan, arazilerin şirketlerin eline geçmesini hızlandırmak isteyen ”Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu” nu çıkarttı.Ekolojik dengeyi bozacak olan  HES,GES,RES,Nükleer Enerji,Jeotermal enerji, kayagazı/ kayapetrolü yatırımlarına teşvikler verdi,özel şirketlere bu konuda sınırsız haklar tanıdı.HES projelerine destek verip akarsuların hapsedilmesine,canlıların ise suya erişiminin engellenmesini sağladı.Küresel sermayenin politikalarına uygun olarak suyun metalaştırılması sürecine hız verdi,Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü kapattı,DSİ’nin görevlerini sınırlayıp yer altı ve yerüstü su kaynaklarının yönetimi ve sorumluluğunun sermayeye geçeceği süreci başlattı.  “Su Birlikleri Yasası” ile arazisi büyük olanın su üzerindeki karar verme yetkisini arttırdığı gibi ürün deseni belirleme yetkisini de onlara verdi.

               TİGEM VE TAGEM arazilerini  satmaya,TİGEM öncülüğünde Sudan’dan 99 yıllığına tarım arazisi kiralamaya  yöneldi.2B arazilerini orman köylüsüne değil parayı verene sattı. 

               Kuş gribi bahane edilerek onbinlerce köy tavuğunu imha ederek endüstriyel tavuk üretimini teşvik etti. Kurban bayramlarında endüstriyel çiftliklerde yetişmiş canlı hayvan  ithal etti.

                Zeytinlik alanlarda termik santral gibi enerji yatırımlarının ve maden aramalarının önünü açmak için Zeytini ve zeytinlikleri koruma kanunu “Yönetmelikler”le delmeye çalıştı, “Yönetmelik”i mahkeme iptal edince yasa çıkartma çalışmalarına başladı. Araya seçim girdi, yasayı çıkartmayı seçim sonrasına bıraktı. “Büyükşehir,Bütünşehir Yasası” ile binlerce köyün “ tüzel kişiliği”ni ortadan kaldırarak mal varlıklarına,otlak ve meralarına,içme sularına el koyup özelleştirmeye açtı.

                AKP Seçim Bildirgesi’nde bu uygulamalarına devam edeceğini söylüyor.

           “Sertifikalı üretim  yöntemlerine önem vereceğiz.” diyor.Sertifikalı şirket tohumlarının kullanılmasını teşvik  etmeye devam edecek.

                “İşletmeleri ekonomik ölçek büyüklüğüne ulaştıracak projeler  yürüteceğiz, Arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara kredi imkânları sağlayacağız” diyor.Yani küçük üreticileri ortadan kaldırmaya devam edecek.

               “Başta aspir, kanola, soya olmak üzere bitkisel üretimde sözleşmeli  üretimi yaygınlaştıracağız,Süt ve et üretiminde sözleşmeli  model geliştireceğiz” diyor. Yani üreticilerin İşvereni gıda ticaretiyle uğraşanlar olan, malı ile birlikte işgücünü de kiraya veren “marabalar/ırgatlar” haline gelmelerini hızlandıracağını söylüyor.

               “Su yönetimini ve fiyatlandırma sistemini, su tasarrufunu artırıcı bir yaklaşımla  gözden geçireceğiz Yeraltı su kaynaklarının tarımda kontrollü kullanımının sağlanmasına yönelik  miktar  kısıtlaması ve fiyatlandırma mekanizmaları geliştireceğiz.”  diyerek parası olana suya erişim hakkı vereceğiz demek istiyor

                              SON SÖZ YERİNE

             Kısacası Küresel sermayenin neoliberal,Su,Enerji ve Tarım politikalarına nereden bakıyor ve çözümler sunuyorsan O sınıfı temsil ediyorsunuz demektir. Sunduğunuz çözümler sermayenin işini kolaylaştırıyorsa sermayeyi, sermayenin işini zora sokup, emeğin işini kolaylaştırıyorsa emekçileri temsil ediyorsunuz demektir.Bu nedenle küresel sermayenin neoliberal Enerji,Su ve Tarım  politikalarını kökten karşı çıkmayan,emekten yana somut,doğru çözümler üretmeyen yaklaşımlar küresel sermayenin “algı yönetimi”ne yardımcı olmuş,dolayısıyla da destekçisi olmuş olurlar.

 
< Önceki   Sonraki >
"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği" Forumu Yapıldı. Alaşehir’de 18 Ekim’de, Alaşehir’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği” Forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz  üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-SEN’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl,Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde , açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet ettiler.“Foruma Davet” afişlerini ve jeotermal elektrik santrallerinin zararlarını anlatan afişleri işyerlerine, duraklara, duvarlara v.b astılar.

"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği." Foruma Davet !Sorunlarımızı Tartışıyoruz "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği."DÜZENLEYEN: ÜZÜM ÜRETİCİLERİ SENDİKASI (ÜZÜM-SEN)Tarih: 18 EKİM 2016 – SALISAAT:12.00 - 16.00 ArasıYer: Yıldırım Kapalı Düğün Salonu- Çarşı içiALAŞEHİR 



ÇİFTÇİ-SEN ve STK temsilcilerinin FAO “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı"ndaki konuşmaları.            Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Avrupa ve Orta Asya  Bölgesel Konferansı 4-5 Mayıs 2016 da Antalya’da yapıldı. Bölgesel Toplantı 2 yılda bir yapılmakta ve 53 ülke Bakan ve delege düzeyinde temsil edilmekte.               FAO Bölgesel Konferansı öncesi  çiftçi/köylü örgütleri,gıda  işkolunda çalışan işçi örgütleri,küçük üreticilerle dayanışma içinde çalışan tüketici örgütleri, yerli halklar ve küçük balıkçı örgütlerinin katıldığı 2 günlük “Sivil Toplum Konsültasyonu”(STK)  toplantısı yapıldı.Bu toplantıdan seçilen 4 delege  “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı”na  katılıp tartışma konuları hakkında görüş bildirdiler. Bu FAO Bölgesel Toplantıları için bir ilkdi. Bundan önceki “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantıları”nda  sivil toplum konsültasyonu adına toplantıya katılınıyor, deklerasyon okunuyor ancak gündemdeki konular hakkında söz alıp  görüş bildirilemiyordu. Sivil Toplum Konsültasyonu delegelerinin görüşülen farklı konulara ilişkin söz alıp yapmış oldukları konuşmaları aşağıda bulabilirsiniz. Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Cambria","serif"; mso-ascii-font-family:Cambria; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Cambria; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

Anketler

Kimler Sitede