Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün269
Bu ay3186
Toplam732647
COP 21: LA VIA CAMPESINA ETKİNLİKLERİ PDF Yazdır E-posta
Haber: Umut KOCAGÖZ-Adnan ÇOBANOĞLUImage

Dünyanın farklı bölgelerindeki 30  ülkeden köylü/çiftçi örgütü  temsilcileri Avrupa La Via Campesina Koordinasyonu (ECVC) ve Confédération Paysanne’nın  evsahipliğinde Paris’te buluştu. La Via Campesina (LVC) üyesi örgüt temsilcileri COP21 kapsamında düzenlenen resmi oturumlara katıldıkları gibi La Via Campesina’nın ve toplumsal muhalefet hareketlerinin birlikte örgütledikleri toplantı, etkinlik ve eylemlerin de aktif katılımcısı oldular. La Via Campesina bileşenleri etkinliklerini “İklim Krizine Karşı Gerçek Çözümler” temel  başlığı altında yaptı.

İklim Krizi ve köylülerin durumu, kadın köylülerin ve çiftçilerin örgütlenmesi, toprak ve su mücadelelerinin buluşması, göçmenlik ve iklim krizi, küresel iklim eylemi v.b bu bakış açısından hareketle yapılan etkinliklerdi. LVC’nın uluslararası delagasyondan katılımcıları yaklaşık 2 hafta boyunca Paris’te bulunurken, Avrupa koordinasyonu üyeleri de yaklaşık bir hafta boyunca Paris’teydi. LVC ve ECVC’nin beraber düzenlediği etkinlik ve ziyaretlere katıldılar.

ÇİFTÇİ-SEN de, La Via Campesina’nın üyesi olduğu gibi ECVC’nin de kurucu üyesidir. Bu nedenle ÇİFTÇİ-SEN de bu organizasyonlar da bir delegeyle temsil edildi. ÇİFTÇİ-SEN’i toplantılarda ve örgütlenen eylemlerde ÇİFTÇİ-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri, ve aynı zamanda da Üzüm-SEN Genel Başkanı olan Adnan Çobanoğlu temsil ederken ÇİFTÇİ-SEN gönüllüsü Umut Kocagöz de eşlik etti. La Via Campesina COP21 görüşmeleri sürecindeki bazı etkinliklerin de doğrudan örgütleyicileri arasındaydı.

Dünyayı Soğutmak İçin Gıda Egemenliği ve Köylü Tarımı Paneli (8 Aralık 2015)

COP21 resmi müzakerelerinin yapıldığı sivil toplum için ayrılmış alanda LVC ve ECVC tarafından düzenlenen bu panelde, La Via Campesina delagasyonundan ve Land Workers Alliance (Toprak İşçileri İttifakı - İngiltere) liderlerinden Adam Payne, Serikat Petani Indonesia’dan (Endonezya Köylü Birliği - Endonezya) Zainal Arifin ve Movimento dos Pequenos Agricultores’den (Küçük Üreticiler Hareketi - Brezilya) Maria Costa söz aldı. Toplantının moderasyonunu ise Confédération Paysanne’dan (Köylü Konfederasyonu - Fransa) Josie Riffaud yaptı.

LVC’nin resmi zirvede sivil topluma ayrılmış bölümde yaptığı bu toplantı, iklim değişikliğinin en önemli sebeplerinden birisinin şirket tarımı olduğunu, İklim krizine dönük gerçek çözümün “Gıda Egemenliği”nden geçtiğini; bu nedenle de köylü tarımının desteklenmesinin gerekliliğini resmi alanda ifade etmek açısından önemliydi. Toplantıda küçük aile tarımının dünyayı soğuttuğu, gıdanın endüstrileştirilmesinden bahsedilmeden iklim değişikliğinde çözümden bahsetmenin tutarlı olmadığı ifade edilirken, iklim değişikliğinin esas çözümünün köylü tarımı ve gıda egemenliği perspektifiyle nasıl mümkün olabileceği tartışıldı. Panelistlerin sunumlarının ardından salondan katılımcıların da soru ve görüşlerine yer verildi. ÇİFÇİ-SEN olarak da, toprağın karbonu emme,böylelikle de iklimi dengeleme özelliğinden bahsedip, köylü tarımının toprağı koruduğunu, endüstriyel tarımın ise kimyasallarla toprağı kirletip toprağın bu özelliğini ortadan kaldırdığını, ayrıca da daha fazla enerji kullanımı ve tüketimine sebep olduğunu belirterek, endüstriyel tarımın iklim krizinin temel suçlularından birisi olduğunu örnekleriyle anlatmaya çalıştık.

Danone Genel Merkezi Önünde Eylem (9 Aralık 2015)

ImageFransa hükümeti, Paris’te yaşanan katliamı bahane ederek “olağanüstü hal ilan” etmiş ve Fransa’da olağanlaşmış demokratik hakların bir kısmını rafa kaldırmıştı. Protesto eylemlerini yasaklayıp, hala protesto etmeye çalışanlara gaz, TOMA vb. araçlarla saldırdı, gözaltına aldı, ev hapsi uyguladı. Ancak LVC ve ittifak halinde bulunduğu diğer toplum örgütleri bu yasaklara direnmeye çalıştı. Kırmızı çizgiyi geçen yani kendi yaşam alanlarına saldıran şirketlere ve hükümet temsilcilerine karşı mücadele etmekde kararlı oldular. Milyonlarca çiftçiyi topraklarından ettiği, su kaynaklarına el koyduğu, köylülerin gıda egemenliğine saldırdığı ve iklim değişikliğinin suçlularından olduğu için(1) uluslararası gıda tekellerinden biri olan Danone’nin genel merkezi önünde La Via Campesina ve müttefiki örgütler eylem yapmayı kararlaştırdı. LVC delegasyonu her akşam toplanıp günün değerlendirmesini ve bir sonraki gün yapılacakları ayrıntılı tartışıyordu, bu eylemden önceki akşam da değerlendirme toplantısı için bir araya geldiler. LVC delegasyonuna, eylem komitesinden bir kişi bu eylemle ve aynı saatlerde farklı bir yerde yapılacak olan “İklim krizi mağduru göçmen çiftçilere destek” için yapılacak eylemle ilgili de riskleri, eylemin güvenlik önlemlerini, zamanlama ve organizasyon bilgilerini aktardıktan,hangi eylemin daha fazla risk taşıdığı da belirtildikten sonra tartışmaya geçildi.LVC delegasyonuna hangi eyleme katılmak istedikleri sorularak katılımcılar belirlendi. Ayrıca sınır dışı edilme, dönüşte kendi ülkelerinde yaşayabilecekleri problemler vb. nedenlerle bu yasal olmayan eylemlere katılmak istemeyenlere de eylemin olduğu gün yapılacak, izinli toplantılara ilişkin de bilgiler sunularak herkesin kendi tercihine göre karar vermesi sağlandı. Türkiye’de fazla alışık olmadığımız, herkesin kendi kararını vermesi ve kimseyi zorlamadan koyabileceği azami katkı ne ise onu koyabilmesinin önünü açan bir demokrasi anlayışı La Via Campesina ‘da işletildi. Bağımsız gruplar halinde genel merkez önüne gidilerek diğer gruplarla buluşuldu ve tam saatinde Danone genel merkezinin önünde protesto gerçekleştirildi. Şirketlerin ve hükümetlerin uyguladıkları politikaların “kırmızı çizgiyi” geçtiğini ve mağdurların kendi kırmızı çizgilerini yani mücadele hatlarını ifade eden eylem biçimlerinden biri olan “kırmızı çizgi” eylemi yapıldı. Danone’nin kapısı içeriye girmek için zorlandı.Danone'nin önüne kırmızı boya ile kalın çizgi çizildi. Bu çizgi sembolik olarak "Endüstriyel Tarımla aramızda kalın uzlaşmaz bir çizgi var ve biz Gıda Egemenliğimizi kaybetmek istemiyoruz, bunun için mücadele edeceğiz" anlamı taşıyordu. Gıda Egemenliği mücadelemizi ifade eden dövizler ve sloganlarla bu eylem gerçekleşti. Medyanın ilgisi büyüktü ve LVC delegasyonuyla röportajlar yapmaya çalıştılar. Bize Türkiye’deki Danone’yi anlatmamızı istediler. Yaptığımız röportajda, kısaca Danone’nin Türkiye’de su ve su kaynaklarını ele geçirmeye çalıştığını, kendileriyle çalışan süt üreticilerini ise şirketlerine bağımlı hayvan yetiştiricileri haline getirmeye çalıştıklarını, buna karşı ise mücadele etmek gerektiğini belirttik.

 Videolar: https://vimeo.com/148487211

 https://vimeo.com/148368332

İklim Koalisyonunun Genel Forumu: Tarım (9 Aralık 2015)Image

İklim Eylemleri Merkezi (ZAC) adıyla anılan mekan, sivil toplum örgütlerinin ve mücadele örgütlerinin ittifak halinde, iklim mağdurlarının görüş, düşünce ve önerilerini tartıştığı panel ve toplantıların, film gösterimlerinin, sergilerin, forumların yapıldığı büyük bir merkezdi.Bu Kültür Merkezi’nin ortasına büyük bir “Dilek Ağacı” kurulmuştu.Masanın üzerinde rengarenk kurdelalar vardı ve isteyen herkes alıp COP21’e ilişkin görüş ve taleplerini yazıp ağaca bağlıyordu.Ağaça bahlanmış yüzlerce kurdela vardı. Bu merkezde, LVC’nin moderasyonluğunda dünyanın farklı yerlerinden köylülerin ve çiftçilerin katıldığı bir forum düzenlendi.Forum, LVC’nin örgütlediği mystica(2) ile başladı. Mystica,şirket tarımının insanlar üzerindeki öldürücü etkisine karşı ekolojik köylü tarımının insanlığı kurtaracak çözüm olduğunu ifade ediyordu.Daha sonra forum düzenine geçildi. Katılımcılar, yaşadıkları farklı ülkelerindeki deneyimlerini aktardılar. Şirket tarımının sonuçlarını açıkça gösteren bu deneyimler aynı zamanda gıda egemenliği mücadelesinin de ne kadar önemli olduğunun altını çizdi. Bu forum aynı zamanda LVC’nin iklim değişikliğine karşı mücadeledeki etkisini arttırması ve dünyanın değişik yerlerindeki köylülerinin/çiftçilerinin ortaklaşmış sözlerini toplumun farklı kesimlerine ulaştırması konusunda önemli bir işlev gördü. Gıda egemenliği mücadelesinin yalnızca LVC’nin, köylülerin/çiftçilerin mücadelesi ile kazanılamayacağı ve sadece onların sorunu olmadığı, endüstriyel gıda sisteminden, iklim krizinden ve genel olarak sistemden etkilenen bütün toplumsal kesimlerin sorunu olduğu ve bu nedenle de gıda egemenliği mücadelesine dahil olmaları gerektiği düşüncesi değer kazandı. https://vimeo.com/148477716

Bu forum öncesinde de Fransız Haber Ajansı (AFP) ve 1 World (Hollanda) dergisi ÇİFTÇİ-SEN delegesi ile de bir söyleşi yaptı.

Toprak ve Su Mücadelelerinin Küresel Buluşması (10 Aralık 2015) Image

Hands on the Land Alliance ve LVC tarafından 3 oturum halinde düzenlenen bu etkinlikte, farklı oturumlarda Latin Amerika, Afrika, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya bölgelerinden toprak ve su mücadeleleri temsilcileri kısa sunumlar yaptılar. İlk oturumda, iklim krizi konusunda şirketlerin yanlış çözüm önerileri deşifre edildi. Madencilik, toprak ve su gaspı, okyanus gaspı, ormansızlaştırma gibi faaliyetlerin iklim değişikliğinde nasıl sonuçlar doğurduğu topluluk deneyimlerinden örneklerle aktarıldı. İkinci oturumda gıda egemenliği, ekolojik köylü tarımı ve insan hakları ilke ve değerlerine dayanan gerçek çözümlerin nasıl mümkün olduğu, dünyanın farklı yerlerinde bu çözümlerin nasıl hayata geçirildiği ve savunulduğu ifade edildi. Üçüncü oturumda ise, yerel, bölgesel ve küresel ölçekte bu tarz buluşmalara neden ihtiyaç duyulduğu, hangi araçların bu tarz buluşmalar için kullanılabileceği ve bu buluşmaların nasıl bir işlevi olacağı kısaca değerlendirildi.

Notre Dame des Landes Savunma Bölgesi (ZAD) özerk alanını ziyareti (11 Aralık 2015) Image

Fransa’nın güneyinde, Paris’e yaklaşık 5 saat mesafede bulunan Notre Dame des Landes Savunma Bölgesi (ZAD) özerk alanını ziyaret ettik. Bu bölge verimli tarım arazilerine sahip ve hayvan yetiştiriciliğinin yoğun olduğu bir yer. 40 yıl önce burada bir havaalanı projesi gündeme getirilerek kamulaştırmalar başlamış, bazı köylüler arazilerinin satışını kabul ederken bazıları da satmayıp arazilerine ve üretimlerine sahip çıkmaya çalışmışlar. Şu an mücadeleleri, hükümetlerin kamulaştırma politikaları nedeniyle boşaltılan toprakları işgal ederek ve özerk bir tarımsal bölge örgütlemeye çalışarak devam ediyor. Bu ziyarette uluslararası delagasyon olarak mücadelenin destekçisi olduğumuzu, benzer mücadelelerin dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştiğini ve dayanışmanın çok önemli olduğunu ifade ederek,toprakları işgal edip direnenlere örgütlerimizi simgeleyen bayrakları hediye ettik. (ZAD bölgesi ziyaretini bir başka yazıda ayrıntılı olarak anlatacağız.)

İklim Zirvesi Küresel Kapanış Mitingi (12 Aralık 2015)/mosimage}yapılan görüşmeler ve sivil toplum örgütlerinin ve mücadele örgütlerinin kararlı duruşu sonrası yapılan anlaşmayla, İklim Zirvesi’nin kapanış etkinliği olarak Küresel bir eylem yapılması planlandı. “İklim Adaleti için en kitlesel eylem” üst başlığını taşıyan bu eylem Paris’in 2 bölgesinde, 2 farklı eylem olarak düzenleniyordu. Birinci eylemde, “kırmızı çizgi” eylemi yapılması planlanmaktaydı: kırmızı çizgi çekilerek küresel iklim krizinde kırmızı çizginin geçildiği ifade edilecekti. İkinci eylemde, farklı STK’lar ve mücadele örgütleri yan yana gelerek iklim adaleti ittifakının bileşenleri olarak kendilerini ifade edeceklerdi. Eyfel kulesinin çevresinde bir insan zinciri oluşturacaklardı. LVC temsilcisi Eyfel de kurulan kürsüde konuşmacıydı. Hükümet iki eylemi birbirinden ayırmaya çalışmış, değişik engeller oluşturarak iki kitlenin birbiriyle birleşmesini istememişti. La Via Campesina ise iki eylemin de bir tarzda birleştirilmesini düşünüyordu. İlk eyleme katılıp ittifak halinde olduğu örgütlerle beraber, mitingin bitmesine yakın alandan erken ayrılarak ve fiili olarak araç yolunu trafiğe kapatarak yürüyüşe başladı. Binlerce kişi LVC kortejinin peşine takıldı ve LVC böylelikle yürüyüş yasağını delerek iki eylem arasındaki engeli ortadan kaldırdı, eyleme katılan bütün gruplara yol açarak kitlenin Eyfel kulesine ulaşmasını sağladı. Böylece Küresel İklim Adaleti Eylemi, hak ettiği biçimde, büyük bir yürüyüşle yapılmış oldu.ImageEyfel Kulesi altında yapılan mitingde konuşan LVC temsilcisi Eberto Diaz (Kolombiya) şunları söyledi; “Köylüler, gezegeni soğutmak için gerçek çözümler sunuyor. Köylülerin ekolojik tarımı dünyayı soğutuyor. Yanlış çözüm önerileri ise dünyayı yok ediyor. Bu nedenle, “iklime duyarlı tarım”a karşı çıkıyoruz. Bu insanlığa bir tehdit. Biz kendi ekolojik tarımımızı ortaya koyuyoruz, gerçek çözümler öneriyoruz. Yaşasın insanlık! Çokuluslu ve ulusötesi şirketlerin suyu ele geçirmesine karşı çıkıyoruz. Biyoçeşitliliği, köylülerin topraklarını gasp ediyorlar. Onlara karşı çıkıyoruz: Sayılı günleriniz kaldı! Çünkü insanlık sizlere karşı, hırsızlığa karşı ayağa kalkıyor. Bu yüzden köylüler diyor ki, biz iklimi değil sistemi değiştirmek istiyoruz! Demokrasi, eşitlik ve kaynakların demokratikleşmesine dayanan bir sistem istiyoruz.”

Diaz, “Yaşasın La Via Campesina” diyerek sözlerini bitirdi.


(1)İklim değişikliğine yönelik yanlış çözüm önerisi sunan şirketler, iklim değişikliğinin suçlularıdır. Yanlış çözümler için bknz: http://www.karasaban.net/iklim-gercek-problem-yanlis-cozumler-1-gdolar/

http://www.karasaban.net/iklim-gercek-problem-yanlis-cozumler-2-biyoyakitlar/

http://www.karasaban.net/iklim-gercek-problem-yanlis-cozumler-3-redd/

http://www.karasaban.net/iklim-gercek-problem-yanlis-cozumler-4-iklime-duyarli-tarim/

LVC’nin Köylü Tarımı ve Gıda Egemenliği Çözümü için bknz: http://www.karasaban.net/iklim-krizinin-gercek-cozumu-ciftci-tarimi/

(2) Mystica için bknz:  http://www.karasaban.net/florestan-fernandes-okulu-ve-mstde-kadro-formasyonu-umut-kocagoz/

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede