Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün4
Bu ay8905
Toplam715081
FRANSA'DA TOPRAKSIZ KÖYLÜ HAREKETİ PDF Yazdır E-posta

ImageFRANSA’DA TOPRAKSIZ KÖYLÜ HAREKETİ
Notre Dame des Landes - ZAD - Özerk Savunma Bölgesi
HAVAALANI PROJESİNE KARŞI 40 YILLIK MÜCADELE:
                                                    Umut KOCAGÖZ-Adnan ÇOBANOĞLU 

Fransa’da COP21 İklim Zirvesi kapsamında La Via Campesina (LVC) ve Avrupa La Via Campesina Koordinasyonu (ECVC) çeşitli etkinlik ve eylemler örgütledi.LVC delegeleri de bu etkinlik ve eylemlerin doğal katılımcılarıydı. Bu etkinliklerden bir tanesi, 11 Aralık tarihinde gerçekleştirilen Notre Dame des Landes -Özerk Savunma Bölgesi (ZAD)- ziyaretiydi.

Sabahın ilk ışıklarıyla bir otobüs dolusu, farklı ülkelerin çiftçi/ köylü  temsilcileri ve LVC  gönüllüleriyle beraber yola çıkıldı. Yaklaşık 5 saat süren yolculuk sonrasında büyük bir alana  yayılmış çiftliklerden ve tarlalardan oluşan Notre Dame des Landes -Özerk Savunma Bölgesi’ne (ZAD)- ulaşıldı. Orada yaşayan çiftçiler LVC katılımcılarını karşıladı.

Notre Dame des Landes özellikle büyük baş hayvancılığa dayalı tarımsal üretim yapan , kendi ineklerinin  sütünü işleyen, kendi yerellerinin adıyla tereyağı ve peynir üretip pazara sunan bir tarım bölgesi.Bitkisel üretim yapılabilen verimli arazileri,kendi otlakları var. Bundan 40 yıl önce bölgede yapılması planlanan havaalanı projesiyle birlikte tarımın ve çiftçinin kaderi değişmiş.

Çiftçilere göre; “Fransa’da 145 adet uluslararası havaalanı var ve bu sayı diğer ülkelerdeki havaalanlarından fazla. Bu proje bu açıdan bile tam bir saçmalık. Bölge aynı zamanda zengin bir biyoçeşitlilik de içeriyor. Bu açıdan bölgede yaşanacak dönüşümün kendisi, köylü tarımını, doğayı ve gıda egemenliğini hedef alıyor.”

ImageÇiftçiler havaalanı projesinin başladığı zamandan bu yana , yani 40 yıldır mücadele ediyorlar. Bazı çiftçiler tarlalarının istimlak edilmesine karşı çıkmamış, topraklarını satıp terk etmişler. Bazıları ise istimlak sürecine karşı direnmeyi, topraklarında kalmayı tercih etmiş ve burada tarım yapmaya devam etmişler. Hükümet 2012 yılında çiftçilerin topraklarına kamulaştırma tehdidi yaparak, havaalanı yapacak şirkete “topraklar gasp edilecek” korkusuyla satılmasını sağlamaya çalışmış. Topraklarında kalıp üretim yapmak isteyen çiftçiler ise direnmeye, arazilerini satmamaya çalışmışlar. Havaalanı yapacak olan şirketi mahkemeye vermişler. Mahkemeleri hala devam ediyor. LVC delegelerinin ziyaretinden bir gün önce de mahkemeleri varmış, mahkemeden köylüler/çiftçiler lehine  olumlu bir karar çıkmış. Ancak bu durum çiftçiler açısından güvence  değil; çünkü havalimanının hükümet ve şirket tarafından 2017 yılında  bitirilmesi planlanmaktaymış. Bizim ülkemizde sıkça yaşadığımız, mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı verdiği halde, inşaatların yasadışı bir şekilde devam ettirilmesi süreci orada henüz başlamamış. Havaalanı inşaatı için henüz kazma vurulmadığını, tek bir ağacın bile kesilmediğini söyleyebiliriz. Ancak çiftçiler sürekli tehdit edildiklerini, şirketin başka yollarla projeyi bitirmek isteyebileceğini ifade ediyorlar.

2009 yılından itibaren bölgenin statüsü ve çiftçilerin mücadele biçimleri de değişmiş durumda.
2009 yılından itibaren arazilerini satmak zorunda bırakılan, o bölgede yaşayan ve  üretim yapan  çiftçiler yasadışı ilan edilmişler, kendi  topraklarında işgalci konumuna düşmüşler. Bazıları üretim yapma, orada yaşama konusunda kararlı durmuşlar. Ayrıca kentlerde işsiz kalan bazı gençler ve genç köylüler  çiftçilerin terk ettiği topraklarda yaşamak ve üretim yapmak için bölgeye taşınmaya, toprakları ve kullanılmayan evleri  işgal etmeye, hayvansal ve bitkisel üretimde bulunmaya başlamışlar.O tarihten bugüne de işgallerini sürdürüyorlar. 2012 yılında toprağı işgal edip üretimde bulunan çiftçileri polis zoruyla bölgeden sürüp çıkartmak için operasyonlar yapılmaya çalışılmış. Toprağı işgal eden çiftçiler direnmiş, barikatlar kurmuşlar, polisle çatışmışlar. Bu durumu haber alan duyarlı insanlar  Fransa’nın bir çok bölgesinden ve uluslararası kamuoyundan ciddi bir destek ve katılım için bölgeye akın etmişler. Yaklaşık 50 bin kişi bölgeye gelmiş, çadırlar kurmuş, barikatlarda yer almış, devletin ve polisin baskısına karşı tarım  topraklarını savunmuşlar. Hükümet bu kararından vazgeçmek zorunda kalmış. Hala bölgede 200 civarında insan toprak işgaline,bitkisel ve hayvansal üretime devam ediyor. Bu nedenle, LVC geleneksel saha ziyareti tercihini  5’erden 10 saatlik otobüs yolculuğunu göze alarak  Notre Dame des Landes için kullandı. Şirketlere direnmek için toprak işgal edip üretimde bulunan,tarım arazilerini korumaya çalışan çiftçilere destek ve dayanışma duygularını onlara ileterek moral vermek istedi.Image

LVC delegasyonu çiftçilerin mücadelelerini dinledikten sonra sırayla söz alıp kısa konuşmalar  yaparak dayanışma duygularını  ifade ettiler.Daha sonrada kendi örgütlerinin  bayraklarını direnen çiftçilere hediye ettiler.
https://vimeo.com/148912284

Böylelikle LVC delegeleri resmi iklim müzakerelerinin yapıldığı günlerde, iklim krizine karşı gerçek çözümü savunan ve uygulayanlarla dayanışma içerisinde olduğunu  doğrudan göstermiş oldu. Dayanışma konuşmalarında;“Paris’te İklim Zirvesi’nin düzenlendiği günlerde, Fransız hükümetinin nasıl bir ikiyüzlülük içerisinde olduğu; böylesi önemli bir bölgede havalimanı projesi yapmaya çalışmakla hükümetin iklim krizini daha derinleştireceği,hükümetin iklim krizine çözüm arıyorsa   bu projeden vazgeçmesi gerektiği, İklim değişikliğinin gerçek çözümünün köylü tarımında olduğu, gıda egemenliğinin ve biyoçeşitliliğin korunması için mücadele etmek gerektiği, “küresel direniş için  yerelde mücadele”nin önemli olduğu, ülkelerine döndüklerinde ZAD bölgesinde yaratılan/yaşanılan deneyimi insanlara aktaracakları” sözünü verdiler.Daha sonra bölge içerisinde kısa bir gezi yapıldı. Ortak ahır, işgal edilmiş tarlalar, ortak kullandıkları un değirmeni ve kendi tüketimleri için yapmış oldukları seralar gezildi. Image

Bölgede şu anda toprak işgalinde bulunan yaklaşık 200 kişi yaşamakta, ancak herhangi bir acil durumda çok daha fazla kişinin bölgeyi savunmak için gelebileceği güveniyor ve söylüyorlar. Bölgede yaşayan çiftçiler,  tarım uygulamalarının  yanında aynı zamanda kültürel aktivitelerde de bulunuyorlar. Bunu, tabandan yürütülen mücadelenin önemli bir parçası olarak görüyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, hiyerarşik mekanizmaları ve baskıcı sistemleri ortadan kaldırarak yeni bir yaşama biçimi inşa etmeye çalıştıklarının altını çiziyorlar.

Bölgeye tarım yapmak için gelmek isteyenlere kapıları açık. Yeni gelenler istedikleri gibi sürece katılabiliyor. 40 yıldır bölgede yaşayan çiftçilerin  yanısıra bölgeye sonradan gelmiş bir çok kişi de burada yaşıyor. Hatta bu bölgedeki direniş sürecinde doğmuş ve büyümüş çocukların, gençlerin olduğunu da söylüyorlar.

Başkalarının tarım yapma haklarını korudukları ve üretim tarzları ile başkalarının üretimlerine zarar vermedikleri sürece bu bölgede yaşamak herkese açık. Bölgeye gelen kişiler, bazen hali hazırda terk edilmiş evleri tamir edip işgal edebiliyor  veya kendi karavanlarında yaşıyorlar, yada samandan yapılmış evlerini veya prefabrik evlerini inşa edebiliyorlar.

Bölgede üretimi kolektifleştirmeye yönelik önemli bir çaba da görülüyor. Üretim büyük oranda kolektif biçimde yapılıyor, ürünler kadın ve erkek çiftçilerin ortak katılımıyla ekiliyor, biçiliyor, toplanıyor; ekmek ortak bir mutfakta yapılıyor; süt birlikte işlenip süt ürünü  haline getiriliyor. Bunun dışında, haftalık toplantılar yaparak çeşitli konularda ortak kararlar veriyorlar. Bu toplantılara herkesin katılması serbest ama  katılmaya da biliyorlar, kendilerine ilgilendiren  bir karar alınacağı zaman ise mutlaka katılıyorlar.Alınan kararlar toplantıya katılmayanları bağlayamayabiliyor.

ImageÇevredeki çiftliklerle, farklı toplumsal mücadelelerle işbirliği yaparak hem mücadeleyi hem de üretimi kolektifleştirmeye çalışıyorlar. Ailesinden kalma  tapulu arazisi olan bazı çiftçiler kendi topraklarını kentlerden gelen, tarım yapmak isteyenlerin kolektif kullanıma açıyorlar.İlk ziyaret edilen çiftlik böyle bir çiftlikti.Toprak sahibi, ailesinden kalma toprağını gelenlerin kolektif  kullanımına açarak oradaki direnişin büyümesine ön ayak olan bir çiftçiydi. Bazen de yeni gelenlerle, yeni işgal pratikleriyle toprak kolektifleştirilmesi yapılıyor. Dertleri çok para kazanmak değil, ailelerini geçindirebilecek kadar üretmek ve tüketmek. Elbette bu süreç her zaman sorunsuz bir  şekilde işlemiyor. Toprak miktarını arttırmak, endüstriyel tarıma geçmek, şirketlerle işbirliği yapmak, üretimlerini arttırarak zengin olmak  gibi eğilimleri olanlarda söz konusuymuş. Zaman zaman bu tarz çatışma durumlarıyla da karşılaştıklarını ilettiler. Ama ne olursa olsun büyük bir çoğunluğunun eğilimi toprakla dost, iklim krizine gerçekçi çözümü ifade eden, Gıda Egemenliğine sahip dayanışmacı, paylaşımcı yeni bir tarımsal sistem ve toplumsal yaşam kurmak...

 

 

 


 

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede