Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün132
Bu ay6063
Toplam617498
Endüstriyel Tarımın Bir Başka Biçimi: ‘Sertifikalı Organik Tarım’ - 2 PDF Yazdır E-posta

           

Adnan ÇOBANOĞLU

                 “Endüstriyel Tarımın Bir Başka Biçimi: ‘Sertifikalı Organik Tarım’.” başlıklı yazımla ilgili olarak sosyal medyada  destekleyenler  olduğu gibi eleştirenler  de oldu.“Sertifikalı Organik  Tarım” savunucuları/ destekcileri  beni  ‘okumamak’la, ’bilenlere ,emek verenlere’  sormamakla, ‘cehaletten ve ezbercilikten dolayı felsefik  araştırmalar yapmamakla” eleştirmiş. Doğru;  her  ne  kadar  Ege Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi  Felsefe Bölümü’nü  iki  kez kazanıp  kayıt yaptırsamda ikisinde de  tamamlayamayıp okuldan ayrıldım. Bu nedenle felsefe  konusunda cahilim (!) , okuyucular   cahilliğimi  mazur  görsünler. ”Felsefi  araştırma “ yapma yerine  gıda şirketlerinin  köylülerin/çiftçilerin  “Gıda Egemenliği”ni  hangi argümanlarla saldırıp, ellerinden almak istediklerini anlatmaya çalıştım, anlatmaya da  devam edeceğim.

 

              “Sertifikalı Organik Tarım” sistemine  karşı olmak  gerçek organik  tarıma karşı olmak anlamına gelmez. Ne hikmetse “sertifika”yı savunanlar  hemen bu yönden  saldırı yapmayı uygun görüyorlar. Köylüler / çiftçiler  ise tam da bu nedenle yani “sertifikalı  organik  tarım” ile  gerçek organik  tarım birbirine  karıştırılmasın diye “ekolojik tarım”, ”köylü tarımı”, “bilge köylü tarımı” gibi kavramları kullanmayı  yeğlerler. Tekrar BirGün’deki makaleme dönersek;


 

                     ‘Sertifikalı Organik Tarım’ savunucuları/ destekçilerine sormak isterim: “sertifika” almak için yazıda maddeleştirilmiş koşullar  yalan mı? Bizler, kapitalizmin kendi yarattığı olumsuz etkileri fırsata dönüştürerek  herşeyi hükmetme,metalaştırma mantığına uymak, onun “alternatif” diye yedirmeye çalıştığı düşünce  ve  gıdaları yemek zorunda mıyız?

 

                    Ama ne yazık ki bazılarımız yiyiyorlar, bazılarımız da yedirmeye çalışıyorlar.Bizlerin de  yememizi  istiyorlar. Yemeyince  de “okumayan,cahil,cehalet sahibi” oluyoruz.

 

                   Nasıl ki  “enerji ihtiyacı” var diye fosil yakıtlara  alternatif olarak, sermaye tarafından “biyoyakıtlar” “temiz enerji, yenilebilir enerji” gibi propaganda ile sunulduysa  , gıda üretimi yapılması gereken arazilerde  biyoyakıt için bitki üretimi teşvik edildiyse, gene fosil yakıtlara alternatif  olarak HES’ler,RES’ler v.b. “temiz enerji, yenilenebilir enerji”  olarak  sunulup  doğanın ,suyun havanın metalaştırılmasının yolu açıldıysa, ve bazı sivil toplum örgütleri de  bunlara “temiz enerji, yenilenebilir enerji”  olarak topluma yedirmeye çalıştıysa, aynı şeyi “sertifikalı organik tarım” da da görüyoruz. “Kimyasal ilaç kullanılmıyor, kimyasal  gübre kullanılmıyor”  gerekçesiyle üstü örtük de olsa, tohumun, yani yaşamın patentlenmesine , üreticinin tohum,gıda ve ilaç şirketlerine mahkum  olmasına onay vermemiz isteniyor.  “Endüstriyel tarıma karşı alternatif olarak görülen organik tarım da büyük girdi ve pazarlama şirketlerinin denetiminde ilerlemekte ve hem ekolojik yön hem de sosyal yön darbe almaktadır” (Bkz. http://biryasam.com.tr- Prof.Dr.Tayfun Özkaya) Yani  bu sistem de de şirketler,  üreticilerin  tohumu özgürce üretmelerine ,  ürünlerini  kendi bilgi ve  birikimleriyle  yetiştirmelerine , pazara sunmalarına  kadar  olan sürece  müdahale etmiş,denetlemiş  ve bilgeliklerine yok saymış oluyorlar.   “Sertifikalı organik tarım”ın savunucuları/ destekçileri aksini söyleyebilirler  mi? 

 

               Peki alternatif var mı? Evet var.

 

Nasıl bir Dünya istiyorsan öyle bir yaşam tarzı sürdürürsün. Tohum’un ve Gıda’nın şirketlerin denetimine geçmesini istemeyen üreticiler  ve  tüketiciler kollektif olarak bunun yolunu bulmuşlar. Ve bunu kapitalizme karşı bir direniş odağı olarak da görüyorlar. Üreticiler  de , tüketiciler  de  örgütlenerek  kapitalizmin  dayattığı sisteme örgütlü olarak karşı durmaya çalışıyorlar.

 

Peki ne yapıyor bu üretici ve tüketiciler?

 

           Gıda şirketlerinin dayattığı “sertifika” yerine sertifikadan daha önemli olan güven ve samimiyetin  öne çıktığı, hem üreticilerin hemde tüketicilerin sisteme dahil olduğu  “Katılımcı Sertifikasyon”u  veya  “Topluluk Destekli Tarım”ı  örgütlemeye çalışıyorlar. Çiftçilerin kendi aralarında üretimi denetlemesini sağlamaya, bununla da yetinmeyip  tüketicilerin  de  (yada tüketicilerin  örgüt  temsilcilerinin de)  tarla ziyaretleri yapmasını  sertifikasyon ve kalite güvencesi sürecinde  rol almasını sağlamaya çalışıyorlar. Yani  tüketicileri  “tüketici olma”  rollerinden ayırıp üretim sürecinin bir  parçası haline getirerek  gıda egemenliğinin ve küçük aile tarımının devamlılığını sağlamaya çalışmaktadırlar. (Bu konuyu araştırmak isteyen birisi  internete girdiğinde  binlerce makale ve örneği okuyabilir).

 

            Bu köylüler/çiftçiler de  tohum şirketlerinin yaşamı patentlediği “sertifikalı organik tohumlar”ı kullanma yerine,  yüzyılların  deneyiminin ürünü  olan ve bölgeye adaptasyon sağlamış, daha az su isteyen ve besin değeri de olan  yerel tohumlarını ve çeşitlerini kullanmaya devam etmektedirler.

 

            Kısacası; ya kapitalizmin sunduğu alternatiflere  boyun eğeceksiniz  ya da “Başka Bir Organik  Tarım Mümkün” , “Başka Bir Gıda Sistemi Mümkün”, “Başka Bir Yaşam Mümkün..” diyerek  küresel sermayenin   yarattığı alternatiflere ve  dayatmalara karşı mücadele  yürüteceksiniz.

 

            TERCİH SİZİN !..

 

 
< Önceki   Sonraki >
"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği" Forumu Yapıldı. Alaşehir’de 18 Ekim’de, Alaşehir’de Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) olarak “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği” Forumu yaptık. Forumu yapma nedenimiz  üzüm üreticilerinin yaşadıkları sorunları kendilerinin dillendirmesi, önerilerinin ortaklaştırılması ve Üzüm-SEN’in bundan sonra yapacağı çalışma programına Üzüm-Sen’e üye olan, olmayan tüm üzüm üreticilerinin katkı koymasıydı. Bu amaca uygun olarak Üzüm-Sen üyeleri; Türkiye’de sofralık üzüm üretiminin merkezi sayılan Sarıgöl,Alaşehir ve Salihli’de köy köy dolaşıp üreticileri kahvehanelerde , açık alanlarda mini söyleşi ve forumlar yaparak üreticileri söyleşi ve foruma davet ettiler.“Foruma Davet” afişlerini ve jeotermal elektrik santrallerinin zararlarını anlatan afişleri işyerlerine, duraklara, duvarlara v.b astılar.

"Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği." Foruma Davet !Sorunlarımızı Tartışıyoruz "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği."DÜZENLEYEN: ÜZÜM ÜRETİCİLERİ SENDİKASI (ÜZÜM-SEN)Tarih: 18 EKİM 2016 – SALISAAT:12.00 - 16.00 ArasıYer: Yıldırım Kapalı Düğün Salonu- Çarşı içiALAŞEHİR 



ÇİFTÇİ-SEN ve STK temsilcilerinin FAO “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı"ndaki konuşmaları.            Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Avrupa ve Orta Asya  Bölgesel Konferansı 4-5 Mayıs 2016 da Antalya’da yapıldı. Bölgesel Toplantı 2 yılda bir yapılmakta ve 53 ülke Bakan ve delege düzeyinde temsil edilmekte.               FAO Bölgesel Konferansı öncesi  çiftçi/köylü örgütleri,gıda  işkolunda çalışan işçi örgütleri,küçük üreticilerle dayanışma içinde çalışan tüketici örgütleri, yerli halklar ve küçük balıkçı örgütlerinin katıldığı 2 günlük “Sivil Toplum Konsültasyonu”(STK)  toplantısı yapıldı.Bu toplantıdan seçilen 4 delege  “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı”na  katılıp tartışma konuları hakkında görüş bildirdiler. Bu FAO Bölgesel Toplantıları için bir ilkdi. Bundan önceki “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantıları”nda  sivil toplum konsültasyonu adına toplantıya katılınıyor, deklerasyon okunuyor ancak gündemdeki konular hakkında söz alıp  görüş bildirilemiyordu. Sivil Toplum Konsültasyonu delegelerinin görüşülen farklı konulara ilişkin söz alıp yapmış oldukları konuşmaları aşağıda bulabilirsiniz. Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Cambria","serif"; mso-ascii-font-family:Cambria; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Cambria; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

Anketler

Kimler Sitede