Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün85
Bu ay3387
Toplam721797
ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde. PDF Yazdır E-posta
         16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır   www.uzumsen.org   
ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

2017 yılının üzüm üreticileri ve bağcılar açısından nasıl geçtiğini, üreticilerin haklarını korumak için kurulan Tariş’in tavrını ve AKP’nin tarım politikalarını Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu’yla konuştuk.
  “TMO ‘fırsatçı’ tüccar gibi   davrandı” 

 Üzüm üreticileri açısından 2017 yılı nasıl bir yıl oldu?   

   Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı A.Eşref Fakıbaba 2017 yılı çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini açıklarken hükümetin Toprak Mahsulleri Ofisi’ne kuru üzüm aldıracağını, “kuru üzüm fiyatının kilogramda 4 TL nin altına düşmeyeceğini” söylemişti. Açıklamanın yapıldığı ilk günler TMO bakanın dediğini yaptı  ve TARİŞ’in depolarını kullanarak kısa bir süre için bir miktar kuru üzüm alımını Sayın Fakıbaba’nın söylediği  fiyattan  değil kg’mı 3,85 TL den yaptı. Ve bu alım işlemi de çok kısa sürdü. Ardından nemi oldu? Fakıbaba söylediğiyle kaldı; Tariş’in depolarını kullanarak kuru üzüm alan TMO, aldığı kuru üzüme dış pazar  arama yerine aldığı üzümlerin bir kısmını Tariş’e 4.18 TL den devrederek, yani Tariş’in üzüm alımına taşeronluk ederek “kısa günün kârı” nı elde etti. Devlet kuruluşu olan TMO “fırsatçı tüccar” gibi davrandı. 

 Tariş nedir? Kim dir?                                                                                                

“TARİŞ  kökleri 1910’lu yıllara dek uzanan başlangıçta incir ve üzüm daha sonra pamuk ve zeytinyağı ürünleri temelinde örgütlenen dört kooperatif Birliğinin ortak adıdır.”  (Bkz. www.tarisuzum.com.tr ) “Tariş Üzüm Birliği’nin temeli,Dünya Ekonomik Bunalımının etkisi ile meydana gelen üzüm fiyatlarındaki düşüşü durdurmak üzere,1931 yılında Alaşehir’de ve daha sonra Manisa, Turgutlu ve Salihli’de kurulan Bağcılar Kooperatifi ile atılmıştır” (Bkz. www.tarisuzum.com.tr ) Kısacası TARİŞ üzüm üreticilerinin üretimden pazara kadar olan süreçte  kendini korumak, piyasada tüccar ve şirketlerin tekellerini kırmak için kurdukları bir kooperatiftir.    

Üzüm üreticilerinin haklarını korumak için kurulan TARİŞ’in tavrı ne oldu peki?                                                                                                                                     

 Tariş’in kuru üzüm alacağı yer kendi ortaklarıdır. Ortaklarından satın alacağı kuru üzüm yetersiz gelirse de alımı ortak dışı üreticilerden yapması  gerekir ki üzüm piyasasının tüccarların ve şirketlerin tek başlarına belirlemesinin önüne geçilebilsin. Ancak Tariş üreticiden kuru üzüm satın alma yerine  TMO’nun  kâr etmesini sağlayacak şekilde onun elindeki kuru üzümleri devralmış, hem de Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı ve TMO’yu yeni dış pazarlar arama zahmetinden kurtarmıştır. 

Sizce TARİŞ Neden böyle davrandı?                                                                                   

TARİŞ yönetimi  ister geçmiş yıllarda hükümetin kendisi için açtığı yolsuzluk soruşturmalarından kurtulmak için gönüllü tercih yapmış olsun, isterse  siyasi iktidarın baskısı ile yapmış olsun, TMO dan kuru üzüm satın almakla artık üretici kooperatifi olma yerine şirket olmayı tercih ettiğini bir kez daha göstermiştir.

TMO da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın onayıyla üreticiye destek olmak yerine tüccarlık yapmıştır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı A.Eşref Fakıbaba uyguladığı politika ile üzüm üreticileri için çözüm üretmemiş TMO nun tüccar gibi  üreticinin sırtından para kazanmasını teşvik etmiştir. TMO alımını yaptığı  kuru üzümü TARİŞ’e devretmekle TARİŞ’in ortaklarından daha fazla üzüm satın alabilmesini engellemiş, üreticileri tüccar ve şirketlerin insafına bırakmıştır. Bu aynı zamanda Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerini tamamen tasfiye etme ve az da olsa piyasada  var olan olumlu etkilerini ortadan kaldırma girişimidir.                                                                                                                       Kısacası  AKP’nin “Milli ve Yerli” olduğunu iddia ettiği Tarım Politikası   IMF, Dünya Bankası ve DTÖ’nün yıllardır uygulamasını dayattığı neoliberal tarım politikalarının son demleridir. Gıda Egemenliğimize dönük son saldırılardır.        

AKP, Rusya ile “Uçak krizi”nin aşıldığını, artık  Rusya’ya sebze ve meyve  ihracatının yapılacağını söylemişti.Bunun üzüm ihracatına ve fiyatlarına olumlu etkisi olmadı mı?    

2017 üzüm sezonunda açıldığı söylenen sebze ve meyve  ihracatının da söylendiği gibi olmadığı, ne Rusya’ya ne de Arap ülkelerine yeterince ürün satılamadığı, komşu ülkelerle yaşanan krizlerin etkilerinin hala sürdüğü görüldü. Suriye ve Irak’ta yaşanan çatışmalar nedeniyle Tırlarımız bu ülkelerin karayolunu kullanarak Arap ülkelerine gidememekte, bu nedenle de bu ülkelere yeterli ihracat yapılamamakta.  Bazı üreticiler “belki ihracat açılıp, üzüm para eder” diye bağlarındaki üzümleri örtü altında bekletmeyi yeğlediler, maliyetleri oldukça arttı. Kasım ayına kadar  örtü altında bekletilen  bağlardaki  üzümler  1.80- 2 TL den satılabilirse üreticilerin para kazanabilme şansı olacaktı. Ancak bazı bölgelerde bir çok üretici sofralık yaş üzümlerini, parasını Mayıs-Haziran 2018 yılında almak koşuluyla kg’mı 0,80 TL den  satmak zorunda kaldı.  Satış fiyatlarının maliyetlerinin çok altında olması bir yana üreticinin sattığı ürününün parasını 6-7 ay sonra alması demek bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan günü gelmiş borçlarını ödeyememesi, gelecek sezon için  üzüm  üretimi yapacak parayı bulamaması, yaşamını idame ettirememesi demektir. Üzüm üreticilerinin yeni borçlanmalara gidecek olanağı da yoktur. Geçmiş borçlarını ödeyemeyenlere tefecilerden başka kim borç verir ki?      

  “AKP, üzüm üreticilerini gözden çıkardı”                                                                          

Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ve AKP hükümeti bunu bilmiyor mu?  

Elbette biliyor, çözüm üretme yerine TMO’ya kuru üzüm aldırtıp, aldırttığı kuru üzümleri TARİŞ’e satarak kâr etmeyi marifet biliyor. Neoliberal politikaların katıksız uygulayıcısı olan AKP  üzüm üreticilerini ve üzüm bağlarını gözden çıkartmış durumda. Çünkü uluslar arası işbölümünde Türkiye’ye biçilen rol tarımsal üretim yapması değil, bitkisel ve hayvansal gıda ihtiyacının şirketler vasıtasıyla yurt dışından karşılanması, enerji, maden vb. yatırımlar için ülkemizin tarım arazilerinin  yok edilmesidir. AKP hükümeti de uyguladığı üzüm politikası ile Ege bölgesindeki üzüm üreticilerini üzüm üretmeyi bırakmalarını, arazilerini ya yok pahasına enerji şirketlerine satmalarını  ya da enerji şirketlerine ucuza kiralamalarını zorlamaktadır.   

 Uluslar arası emperyalist kurumlar ve uluslar arası gıda şirketleri  Gıda Egemenliğimizi elimizden almak için yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta, AKP Hükümeti de yıllardır buna uygun bir tarım politikası izlemektedir. Daha önce ihraç ettiğimiz et, mercimek, buğday v.b  gıda ürünlerini yurtdışından ithal etmeye bu nedenle başlamadık mı?

AKP TBMM’nde “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu”  kurulmasına olur verdi, bu AKP’nin üzüm üreticilerinin sorunlarına çözüm üretmek  istediği anlamına gelmez mi?         

Tarımsal üretim yapılan bölgelerde referandumda “Hayır!” oyunun önde çıkması ve gerek Fındık üreticilerinin gerekse de üzüm üreticilerinin yaşadığı problemlere muhalif güçlerin sahip çıkması (Eylül ayında CHP nin başlattığı Tarımda adalet, fındıkta adalet, üzümde adalet yürüyüş ve mitinglerine Birleşik Haziran Hareketi ve Çiftçi Sendikaları da destek verdiler) AKP yi ister istemez TBMM’nde   Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu”  kurulmasını olumlu bakmaya zorladı. Ve meclisteki 4 partinin ortak kararıyla “Araştırma Komisyonu” kuruldu. Komisyon 9 AKP’li, 4 CHP’li, 1 HDP’li, 1 MHP’li vekilden oluşuyor. MHP nin son dönemde sürekli AKP politikalarını savunduğunu ve desteklediğini göz önünde bulundurursak komisyonun hazırlayacağı raporun üretici lehine maddeler içermesi zor görünüyor. Ancak buna rağmen muhalif güçlerin, üreticilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini rapora dahil edebilmek için canla, başla çaba sarf etmesi, Araştırma Komisyonu’nun araştırma ve raporlaştırma sürecine üreticilerin katılımını doğrudan doğruya sağlayacak, komisyona bu konuda baskı yapacak yol ve yöntemleri bulmaları gerekir.                                                                                                                             Araştırma Komisyonu; sadece Ziraat Odalarının, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı ve TMO’yu satın aldığı kuru üzümün yükünden kurtarıp para kazandıran TARİŞ’in, Kuru ve yaş üzüm işleme firmalarının, İhracat Şirketlerinin, Ticaret Borsalarının, büyük üzüm üreticilerinin, şarap fabrikalarının v.b temsilci ve yöneticilerinden bilgi alarak rapor hazırlamamalı, küçük ve borçlu üreticilerin önerilerini doğrudan doğruya alacak yol ve yöntemi bulmalıdır. Araştırma Komisyonu bu yol ve yöntemi bulamıyorsa üreticilerin sorunlarını dert edinenlerin, IMF,Dünya Bankası ve DTÖ’nün dayattığı Tarım Politikalarını reddedenlerin,  Gıda Egemenliğimizin elimizden alınmasını, gıdanın şirketlerin denetimine geçmesini istemeyenlerin bir araya gelerek Araştırma Komisyonu’nun doğru rapor hazırlamasını zorlamaları gerekiyor.                      

ÜZÜM-SEN’in bu konuda bir çözüm önerisi var mı?   

Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üretim bölgelerinde bu konuda çalışma yapmaya başladı. “Tarımda Adalet, Üzümde Adalet Mitingi” alanlarında bir araya gelmeyi başarabilen CHP’ye , Birleşik Haziran Hareketi’ne yoğun üzüm üretiminin olduğu bölgelerde (ömrü  “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” nun süresiyle sınırlı olan ) “Üzüm Platformları” kurmayı,Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” yapmayı öneriyoruz. Bu önerimiz karşılık bulursa köy, köy birlikte dolaşıp üreticileri bu forumlarda buluşmaya çağıracağız. Forum’larda çıkacak sonuçları da  Meclis Araştırma Komisyonu’na taşımak için birlikte mücadele etmenin yollarını arayacağız. Bu çağrımıza  “Tarımda Adalet, Üzümde Adalet” arayanlar olumlu cevap verirlerse “Meclis Araştırma Komisyonları”nın klasik rapor hazırlama tarzının dışına çıkılarak, aşağıdan yukarıya doğru bir baskının oluşturulabileceğine inanıyoruz. Böylelikle düşünce ve kararların oluşum sürecine doğrudan üreticilerin dahil olmasının önü açılacak , birileri üreticiler adına  politika üretip  karar  verirken üreticilerin baskısını enselerinde hissedecektir. Komisyon üyeleri  de eğer bağcılığın ve üzüm üreticilerinin sorunlarına samimi yaklaşıyorlarsa, gerçekten çözüm üretecek bir rapor hazırlamak istiyorlarsa bu Forumlara katılmalı, doğrudan üreticilerle buluşmalı, üreticilerin sorun, talep ve çözüm önerilerini  ilk elden dinlemelidirler.  

 ÜZÜM-SEN Tarımda Adalet arayışını sürdürenlerle böylesine ortak bir çalışma yapmaya hazırdır. Yaptığımız görüşmelerde  “Tarımda Adalet, Üzümde Adalet” arayışında olanlara “gelin  böylesine bir çalışmanın asli unsuru olarak hepimiz görev alalım, yükün altına hepimiz girelim. Böyle bir işin örgütlenmesini sadece Üzüm-Sen yapmasın.  Zoru başaralım, birlikte Forumlar düzenleyerek, üreticileri Forum’lara çağıran ortak bildirilerimizi ve afişlerimizi basalım,  köy köy  birlikte dolaşalım, mücadeleyi birlikte yürütelim”  diyoruz. Çağrı yaptığımız kesimlerle böylesine bir çalışmayı  birlikte örgütleyebilirsek “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” nda AKP milletvekillerinin çoğunluğu teşkil etmiş olmasına rağmen üzüm üreticilerinin gerçek sorunlarının ve doğru çözüm önerilerinin  raporda yer almasını sağlayabiliriz. İşte O zaman bu komisyon üzüm üreticilerinin lehine iş yapmış olur.                                                    

                                          

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede