Menu Content/Inhalt
Anasayfa

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sayaç

Bugün4
Bu ay8905
Toplam715081
TOHUM VE YAŞAM FORUMU PDF Yazdır E-posta

21-22 Nisan 2007 de  İstanbul'da "Tohum ve Yaşam Forumu" yapıldı. Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu,GDO'ya Hayır Platformu ve TMMOB  Ziraat Mühendisleri Odası'nın birlikte düzenlediği Çalıştay'a  İtalya,Fransa ve İspanya'dan çiftçi örgütlerinden temsilcilerde katıldı.Birinci gün " Türkiye Tohumculuğunun Gelişiminin Tarihsel Analizi"Imageve "Tohumun Şirketleştirilmesi: Mücadele ve Deneyler"Image konulu iki panel yapıldı.İkinci gün ise 3 atölye çalışması yapıldı. Atölye çalışmalarının konusu 1.Atölye: "Patentler,Fikri Mülkiyet Hakları ve Tohum",Image 2. Atölye; "Çiftçiler ve Tohum",Image 3.Atölye; "Tohum,Tohumun Ticareti ve Tüketiciler"' idi.Atölye çalışmalarından sonra çıkan sonuçlar ortaklaştırılıp tek bir metin haline dönüştürülerek 25 Nisan 2007 günü bir "Basın Açıklaması"ile kamuoyu ile paylaşıldı.Aşağıda yapılan basın açıklamasını bulacaksınız

TOHUM VE YAŞAM FORUMU

Tohum ve Yaşam Forumu 21-22 Nisan 2007 tarihlerinde İstanbul'da yapıldı. Forum, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu ve GDO'ya Hayır Platformu tarafından düzenlendi. İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası'nda yapılan toplantıya, Ziraat Mühendisleri Odası başkan ve temsilcileri, çiftçi sendikaları başkan ve temsilcileri, GDO'ya Hayır Platformu aktivistleri, bilim insanları, Türkiye'den ve Avrupa'dan çiftçiler, çevre ve ekoloji dernekleri ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve aktivistleri katıldı. Forum kapsamında yapılan toplantılar ve atölyelerde yapılan tartışmalarda ortaklaşılan görüşleri aşağıda aktarıyoruz.

Çiftçiler ve tohum
Köylüler, 10 bin yıldır (kuşaklar boyu) değişik iklim koşullarında, kültürlerine uygun bitki çeşitlerini doğayla işbirliği içerisinde yetiştirdi ve geliştirdi. O günden bu güne gıda arzının temelini bu zengin çeşitlilik oluşturdu. Şimdilerde bu zengin çeşitlilik gen erozyonu ve gen korsanlığının tehdidi altında…
Yerel pazarlar ve yerel kültürler tarlalarımızda ürün çeşitliliğinin artmasına olanak tanımış, çiftçilerin çeşitli türler geliştirmesine, tohum ve bitki çeşitlerini korumalarına yardımcı olmuştu. Küresel pazarlar yerel pazarların yerini aldıkça, çeşitlilik yerini monokültüre terkediyor.
Tohum ve bitkilerin varlığını güvence altına almanın en iyi yolu onları üreterek, korumaktır. Ancak ulusaşırı şirketler piyasa koşullarının gereğini yerine getirmek, açlığa ve kıtlığa çare olmak gibi çeşitli bahanelerle hangi bitki türlerinin yaşayacağına, hangilerinin yok olacağına etkide bulunuyorlar/karar veriyorlar…
Ulusaşırı tohum şirketlerinin elde ettiği her kazanım/mevzi sonucunda çiftçiler mesleğine her geçen gün daha fazla yabancılaşıyor, tarım şirketleşiyor. Bunun sonucu olarak da çiftçiler mesleğinden, köylüler kültüründen oluyor, köylerinden kovuluyor.
Çiftçinin en temel görevlerinden biri; tohumu saklamak ve onu meslektaşlarıyla değiş tokuş etmektir. Ulusaşırı tohum şirketlerinin dünyanın her yanında ulusal hükümetlere dayattığı tohum yasalarıysa, çiftçilerin bu yükümlülüğünü neredeyse bir suç haline getiriyor. Yasalar, çiftçileri zaman içerisinde yalnızca "kayıtlı" tohum kullanmaya yönlendirecek uygulamalar içeriyor. Tohum şirketlerinden yana politikalar sonucu çiftçiler yavaş yavaş tohum endüstrisine bağımlı hale getiriliyor, köy çeşitleri kısa sürede ortadan kalkıyor.
Oysa, yerel halkların geliştirdiği yenilikler, dünya hükümetleri tarafından 1992'de Rio Dünya Zirvesi'nde imzalanan Biyoçeşitlilik Sözleşmesi (CBD) tarafından tanınmakta ve korunmaktadır. Yasalar, biyoçeşitliliğin korunmasını hedeflemeli, ülkelerin kendi biyolojik zenginlikleri üzerinde egemenliklerini tanımalı ve biyolojik kaynakların kullanımında sürdürebilirlilik ve adaleti desteklemelidir. Ülkeler; biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı açısından gerekli olduğu durumlarda, yerel toplulukların bilgi, yenilik ve uygulamalarının yaygın kullanımının saygıyla karşılanmasını, korunmasını, sürdürülmesini ve teşvik edilmesini sağlamakla yükümlüdür.
Ulusaşırı şirketlerin patent ve benzer egemenlik kurma mekanizmalarına karşı mücadele etmenin etkili yolu çiftçi haklarının tanınması, yasal güvenceye kavuşturulması ve korunmasıdır.
Ekolojik-geleneksel köylü üretim modelinin endüstriyel metotlardan çok daha verimli ve sürdürülebilir olduğu her geçen gün daha fazla fark edilmektedir. Bu durum; yerel tohumlar kullanma, yerel tohumla yerel üretim ve bu üretimin de öncelikli olarak yerel pazarlara sunumunun güçlendirilmesi anlamına gelmektedir.
Tohum ve Yaşam Forumu katılımcıları yerel tarımsal bitki hazinesinin korunması için çalışmalar yapacak, tohum bankalarının özelleştirilmesine karşı çıkacak ve yerel tohum örgütleri kurarak tohuma sahip çıkacaktır. Tohumculuk yasasına karşı hukuksal ve siyasal mücadele devam edecek, bu kanunun riskler içerdiği ve meşru olmadığı çeşitli eylem ve etkinliklerle kamuoyuna aktarılacaktır.

Patentler, fikri mülkiyet hakları ve tohum
Beslenmenin ve kültürel kimliğin en önemli kaynağı olan tohum; yenilenen yaşamın kaynağı ve sürekliliğin, doğurganlığın kendisidir. Bunun için tohum her kültürde kutsal kabul edilir. Ulusaşırı şirketlerse kârı kutsal kabul edip tohumu patentliyor, yoksul ülkelerin biyoçeşitliliği ve kaynakları üzerinde "fikri mülkiyet hakkı" iddia ediyorlar. Bu uygulamalarla, yoksul insanların küresel pazar koşullarının karşısında tutunabilmelerini sağlayan bu son kaynaklarını da ellerinden almaya çalışıyorlar.
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT), ticaretle ilgili fikri mülkiyet hakları (TRIPs) konusunda 1999'dan beri tek tip bir patent yasası dayatmakta, yaşamın kutsal sayıldığı ve patentlerin dışında tutulduğu azgelişmiş yoksul ülkelerin ahlak ve değer sistemlerinin farklarını yok sayıyorlar.
ABD yasalarında, şirketlerin dünyanın dört bir yanından bitki çeşitleri, halk tıbbı, yerel ilaç vb. yerel kültür ürünlerini patent altına alma sürecini kolaylaştıran çeşitli çarpıtmalara yer veriliyor. ABD yasaları ve Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) "fikri mülkiyet hakları"nı zor yoluyla küreselleştiren anlaşmalarıyla biyokorsanlık teşvik ediliyor, yerel çeşitlerin, bilgilerin küresel pazarın ihtiyaçları için talan edilmesinin önü açılıyor. Bu nedenlerde DTÖ tarım ve gıdadan elini çekmelidir.
Tohumlar kısırlaştırılıyor. Tohumların kısırlık özelliği tohum veren bitkilere aşamalı olarak yayılıyor. Bu olumsuz gidişat, insanlar dahil, yaşam biçimlerini yeryüzünden silecek bir felakete doğru ilerliyor.
Ulusaşırı tohum şirketleri, karşılıklı iyi ilişkilere, yardımlaşmaya, süreklilik ve bitip tükenmez bir doğurganlığa dayanan tohum kültürünü korsanlık, avcılık, doğurganlığın/sürekliliğin yok edilmesi ve kısırlık mühendisliği yapılması temelinde yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Tohum ve Yaşam Forumu katılımcıları gen kaynaklarımızın ulusaşırı şirketlere devredilmesine karşı mücadele edecek, tohum envanteri çalışmalarına katkı üretecek ve küçük çiftçiler arasında tohum değiştokuşunu mümkün kılmak için yerel inisiyatifler arasında dayanışma ve işbirliğini sağlamak için çalışacaktır. Patent ve fikri mülkiyet hakları konusunda tarım ve gıda alanına etkileri çeşitli etkinlikler ve kampanyalarla kamuoyu bilgilendirilecektir.

Tohum, tohumun ticareti ve tüketiciler
Gıda ile tüketici arasındaki mesafenin kısaltılması, hem üretici hem de tüketicinin yararınadır. Köylüler tarafından üretilen gıdaların yerel pazarlarda tüketiciye sunulması halinde tüketici ile gıda kısa mesafede, taze olarak buluşturulmuş olur. Gıdanın uzak mesafelerden taşınması fosil yakıta bağımlılığı artırmaktadır. Ürünün tüketiciyle direkt olarak, aracısız buluşturulması, tüketicinin hem güvenli/kaliteli hem de ucuz gıdaya ulaşması sağlanmış olur. Sağlıklı gıda, sağlıklı tohumdan elde edilir.
Ancak, günümüzde uluslararası ticaret, ulusaşırı şirketler tarafından kontrol ediliyor ve sürdürülemez üretim sistemleri temelinde işliyor, işletiliyor. Bu şirketler güçlerini yerel (ulusal) gıda sistemlerini ele geçirmek için kullanıyor, insanları kendilerinin denetledikleri gıdaları almaya mecbur ediyorlar. Ulusaşırı şirketler, DTÖ tarafından dayatılan serbest ticaret antlaşmaları aracılığıyla, küresel pazarlardaki gıdayı ve tarımsal malları denetimleri altına alıyor, kendilerine fayda sağlıyorlar. Ulusaşırı şirketler, yerel ve geçimlik ekonomileri tahrip ediyor, halkların yeterli, güvenli, sağlıklı ve ekolojik olarak sürdürülebilir bir şekilde üretilmiş gıdaya ulaşmalarını engelliyorlar.
Türkiye'nin tarımsal üretimde kendine yeterli olması ancak tohum konusunda kendine yeterlilikle mümkündür. Gıdanın uluslararası siyasete malzeme yapıldığı, zaman zaman bir çeşit silah gibi kullanıldığı unutulmamalıdır. Bu silahın üretim materyali tohumdur.
Tohum ve Yaşam Forumu katılımcıları tohum alanında yerel üretim ve yerel pazarları savunacak, üretici ve tüketici arasındaki iletişimi ve bağları güçlendirecek etkinliklere destek verecektir. Tarımsal üretimin her aşamasında yerli tohumların kullanılmasının teşvik edilmesi için çalışmalar yapılacak, tohum konusuna kamu tarafından sahip çıkılması gerektiği savunulacaktır.

Tohuma sahip çıkmak gıdaya sahip çıkmaktır!

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu
GDO'ya Hayır Platformu

 
< Önceki   Sonraki >
Üzüm-Sen "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu TBMMye sundu ÜZÜM-SEN 11 Nisan'da TBMM inde Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer ile birlikte Basın Toplantısı yaptı.Üzüm-Sen 4 üzüm bölgesinde üreticilerin katılımıyla "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları" örgütlemiş ve TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu üyeleriyle Bölge milletvekillerini de bu forumlara davet etmişti. Hazırladığı raporu forumların  yapıldığı bölgelerden gelen Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları temsilcileriyle birlikte, Araştırma Komisyonuna, Partilerin Gurup Başkan Vekilleri'ne sunmak üzere Ankara’ya gitti. Manisa CHP Milletvekili Tur Yıldız Biçer’le birlikte TBMM'nde bir "Basın Toplantısı" düzenleyerek "Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu"nu Basınla ve kamuoyuyla paylaştı.  Manisa Milletvekili  Tur Yıldız Biçer, üzüm üreticilerinin sorunlarına ilişkin bir sunuş yaptı, Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu, sendika olarak yaptıkları faaliyetleri , üzüm üreticilerinin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dile getirdi.  Üzüm üreticileri;  Hüseyin Zengin, Hüseyin Yıldırım, Niyazi Zengin ve Funda Akçura sırayla söz alarak sorunlarını ve taleplerini ilettiler.

Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları’nın ilki Yeleğen ‘de yapıldı “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları”nın ilki 17 Mart’ta Yeleğen Kasabası-Eşme’de gerçekleşti.TBMM de “ Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” kuruldu. Üreticiler için çözüm üretmesi gereken Bakanlığın, Tarımsal devlet kurumlarının ve siyasilerin sorumluluklarını göz ardı eden, üstün körü bir rapor hazırlamasını yol vermemek “Araştırma Komisyonu”nun gerçekçi ve doğru bir rapor hazırlayabilmesine yardımcı olmak için Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) üzüm üreticilerinin katılıp konuşacağı bir dizi “Üzüm üreticilerinin sorunları ve Gıda Egemenliği Forumları” düzenliyor. ÜZÜM-SEN üzüm üreticilerinin bir araya geleceği bu Forumlara TBMM “Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu” üyesi Milletvekilleri’ ni ve Forumların yapılacağı illerdeki milletvekillerini davet ederek gelip üzüm üreticilerinin sorunlarını aracısız bir şekilde doğrudan doğruya kendilerinden dinlemelerini ve üreticilerin önerilerini dikkate almalarını istedi. ÜZÜM-SEN Forumlardan ilkini Eşme’nin Yeleğen Kasabası’nda gerçekleştirdi. Forumun kolaylaştırıcı heyeti öncelikli konuşma hakkının üzüm üreticilerinde olduğunu, sendika yöneticilerine ve gelen misafirlere de üreticilerin konuşmalarından sonra yer vereceklerini söyleyerek forumun açılışını yaptılar.Forumda ilk sözü kadın üreticilerden Yurdagül Kaya aldı. Kaya “üzüm maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, bağlarda kullanılan kimyasal zehrin, gübrenin ve mazotun fiyatlarının sürekli arttığını üzüm fiyatlarının ise düşük olduğunu bu fiyatlarla üretimlerini sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirtti.Üreticilerden Ercan Aksoy ise kullandıkları tarım ilaçlarının (zehirlerinin) çok pahalı olduğunu, bağlarındaki üzümlerini korumak için kullanılan örtülerin fiyatlarının yüksekliği yüzünden ürünlerini örtü altına alamadıklarını, dört dörtlük para kazanmayı bırak maliyetlerini bile kurtaramadıklarını bu nedenle üretimi terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi, ve TBMM den çözüm istedi.Üretici Mehmet Erik konuşmasında , “Üzüm para etmiyor. Pazar sorunumuz çözülemiyor, birde bazı tüccarlar aldıkları malın parasını ödemeden kaçıyorlar, dolandırılıyoruz. Çoluk çocuk bizim elimize bakıyor. Tarımsal üretimde kullandığımız elektrik fiyatları da pahalı,bunun düşürülmesi gerekir. Başarılı olmak, kazanmak istiyorsak sendikaya üye olmamız, örgütlenmemiz de şarttır” dedi.Eşi ile birlikte bağcılık yaparken şimdi de borçlarını ödemek için aynı zamanda eşi ile birlikte tavuk işletmelerinde çalışmak zorunda kalan Gülümser Kılıç da konuşmasında “ eşimle birlikte geçinmek, çocuklarımızı büyütmek için bağcılık yapıyorduk, üzüm para etmeyip kazancımız yetmeyince hem üzüm üretmek hem de acaba sorunumuza çare olur mu? diyerek devlet desteğinden de yararlanarak ve borçlanarak koyun yetiştiriciliğine de başladık. Ancak yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden koyun besiciliğinden de para kazanamadık. Borçlarımız çoğaldı bunun üzerine eşimde bende işletmelerde çalışmak zorunda kaldık.Bir yandan işletmelerde çalışıyoruz diğer yandan çiftçilik yapmaya çalışıyoruz. Ürünümüz para etse neden başka yerde çalışalım? Köyde kadınlar şirketlerin üzüm işletmelerinde v.b asgari ücretle çalışmak için sıraya giriyor. Çünkü üreticilikten kazandıkları gelirle geçinemiyorlar” dedi.Üreticilerin konuşmalarından sonra söz alan ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: “TBMM sinde Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu kuruldu, Tariş temsilcisini dinlediler,Ziraat Odaları temsilcisini dinlediler, İhracatcı Birliklerinin temsilcisini dinlediler, Şarap Fabrikalarının temsilcilerini dinlediler, Toprak Mahsulleri Ofisinin temsilcisini dinlediler peki TMO temsilcisi üreticiden 3,85 TL aldığı üzümü dışarıda yeni Pazar aramadığını 4,18 TL den Tariş’e devrettiğini yani Tüccarlık yaptığını söyledi mi? Tariş üreticiden üzüm alma yerine TMO dan üzüm aldığından dolayı alımı kapatmak zorunda kaldığını söyledi mi? Araştırma komisyonu üyesi bütün milletvekillerini düzenlediğimiz forumlara çağırdık, ’gelin üzüm üreticilerinin sorunlarını kendi ağızlarından dinleyin’ dedik.Evet üreticilerin pazar sorunu var, üzüm ihracatçılarının da pazar sorunu var, Irak, Suriye ve Ortadoğu daki karışıklıklar nedeniyle Tırlarımız Arap ülkelerine gidemiyor biz üzümlerimizi bu ülkelere ihraç ediyorduk, sonra Rusya önemli bir ihracat bölgesi oldu ama yaşanan uçak krizi bu kapıyı da kapattı, fiyatlar düştü demek ki komşularla iyi geçinilmesi üreticilerin yararına, savaşa karşı olmamız bizim için elzem. Üzümlerin korunması için örtü masrafından bahsedildi. Eskiden örtüye ihtiyaç yoktu, ama 2006 dan bu yana Haziran ayından itibaren Sarıgöl ovasında bağlar örtü altına alınıyor. Kışladağ altın madeni faaliyete geçtiği andan itibaren siyanür havuzlarından ortaya çıkan gazlar ilk yağmurlarla birlikte bağları bozuyor,insanlar ürünlerini koruyabilmek için örtü altına almak zorunda kalıyorlar bu aşırı bir maliyete yol açıyor.O zaman çözüm bu tür maden faaliyetlerinin durdurulmasıdır. Dolandırıcı tüccarlara karşı TBMM’nin yasa çıkartması gerekir, biz bunun için yıllardır talepte bulunuyoruz, sözleşmeler üreticilerin örgütleriyle yapılmalı ki üreticilerin hakları korunabilsin,dolandırıcılığa ağır cezalar verilsin diyoruz. Bu forumlarda sizlerin dile getirdiği öneri ve talepleri meclisteki araştırma komisyonuna iletmek için elimizden geleni yapacağız, bu talepleri komisyonda savunan milletvekillerine de elimizden gelen desteği sunacağız, yeter ki onlar dik dursunlar biz onlara güç vermeye hazırız. Şirketler Gıda Egemenliğimizi elimizden almaya gıdayı tekellerine almaya çalışıyorlar.Biz gıda egemenliğinin sadece üreticilerle sahip çıkılamayacağını biliyoruz.Üreticisiyle tüketicisiyle birlikte dayanışarak mücadele yürütmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri aynı zamanda TÜTÜN-SEN Genel Başkanı olan Ali Bülent ERDEM’ de söz alarak çıkartılan Tütün yasası ile tütün üreticilerini yok ettiklerini, bir çok üreticinin üretimi bırakarak başka arayışlara girdiğinden söz ederek “Eşme önemli bir tütün üretim bölgesi ancak bir çok üretici üretimi bırakmak zorunda kaldı, bazı üreticiler tütün diktikleri tarlalarında üzüm bağları yetiştirdiler, ama şimdi duyuyorum üzüm para etmediğinden dolayı bağlarını söküp yerine ceviz dikiyorlarmış, yarın ckeviz para etmediğinde de bu sefer ceviz ağaçlarını kesmez zorunda kalacaklar.Bu duruma dur demek lazım.Tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Soma da ölen 301 madencinin çoğunun ailesi tütün üretiyordu.Tütün para etmiş ve bu aileler tütün üretmeye devam etmiş olsaydı bu insanlar üretici olacaklar, madende çalışmak zorunda kalmayacaklardı. Tekelin özelleştirilmesi de tütün üreticilerine büyük darbeler vurdu.Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmeye çalışıyorlar bu fabrikaların özelleştirilmesi demek şeker pancarı üretmeye devam eden üreticilerin büyük bir kısmının daha iflas etmesi demektir. Kamusal KİT’ler özelleştirilmemeli aksine yeniden inşa edilmelidir.” dedi.Forumlara davetli olan Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden CHP Milletvekili Orhan Sarıbal aynı tarihte Hopa Çay kooperatifinin düzenlediği çay çalıştayında olacağından dolayı, CHP Milletvekili Kamil Okyay Sındır Tarım Komisyonu toplantısına önergeler hazırlamak zorunda olduğundan dolayı, AKP İzmir Milletvekili Necip Kalkan AKP’nin İzmir kongreleri devam ettiğinden dolayı Yeleğen’deki ÜZÜM-SEN’in örgütlediği Forum’a katılamayacakları bilgisini vererek katılamamaktan dolayı üzüm üreticilerinden özür dilediler. Diğer 12 milletvekili ise “Üzüm Üreticilerinin Sorunları ve Gıda Egemenliği Forumu’ na neden katılmadıkları konusunda suskun kalmayı yeğlediler.Yeleğen’deki Forum’a CHP Uşak milletvekili Özkan Yalım, CHP Eşme ilçe Başkanı,ADD Başkanı, İYİ parti ilçe başkanı, ÖDP Uşak il başkanı da katılarak üreticilerin taleplerini dinlediler, desteklerini sundular.



ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: 'Milli ve yerli' tarım IMF güdümünde.          16 Şubat 2018 tarihinde BirGün gazetesi Ekonomi sayfasında ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ile yapılmış bir röportaj yayınlandı. BirGün  sayfa editörü büyük bir ihtimalle röportajın uzun olması v.b nedenler yüzünden bazı bölümlerini yayınlamamış halbuki yayınlanmayan bölümler üzüm üreticilerinin ÜZÜM-SEN'in politikaları ve yapmak istedikleri açısından önemliydi, örneğin aşağıdaki son paragraf "Tarımda Adalet" arayışında olanlara doğrudan bir çağrıydı. Yayınlanan yazının tüm eksikliklerine rağmen BirGün'e teşekkür ederiz. Biz gazeteci değiliz, biz iş yapmak, örgütlenmek ve yukarıdan dayatılan tarım politikalarına aşağıdan yukarıya doğru müdahale etmek istiyoruz. Yöneticilerimizde yazı yazarken, röportaj verirken bu anlayışla hareket eder. Bu nedenle röportajın BirGün'de yayınlanmayan bölümlerini de ilave ederek internet sitemizde yayınlama ihtiyacı hissettik, bu bölümler italikle yazılmıştır.    www.uzumsen.org   ÜZÜM-SEN Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu: ‘Milli ve yerli’ tarım IMF güdümünde.                                                                                                                                                                                                         16.02.2018 BirGün – Ekonomi        MUSTAFA MERT BİLDİRCİN m.mertbildircin@gmail.com “Uluslararası emperyalist kurumlar ve şirketler, gıda egemenliğimizi elimizden almak için  yıllardır her türlü dayatmayı yapmakta,AKP de buna uygun tarım politikası izlemektedir.” AKP’nin seçim bildirgesinde, “Büyük hayalleri vardı, bu hayaller iktidarımız sayesinde gerçek oldu” dediği tarım üreticilerinin yaşadığı sorunlar her geçen yıl katlanarak arttı. AKP hükümetleri döneminde çiftçilere verilen destek oldukça yetersiz kalırken, üreticilerin ürünlerine sürekli maliyetlerin altında fiyatlar belirlendi. Üreticiler, girdi temin eden yabancı şirketlerin egemenliğine bırakılarak tarımda sömürü sürdürüldü. Tüketiciler ise tüccarlar eliyle yüksek fiyatlı ürünlere mahkûm edildi.

Anketler

Kimler Sitede